1700’lü yılların sonları Kafkasya’daki sosyal yapının da sarsılmaya başladığı ve değişim geçirdiği yıllardır. Bölgenin bir bölümünde sosyal dokunun ana karakterini oluşturan feodal yapıya karşı başlayan isyanları, “sosyal devrim niteliğinde ciddi bir toplum hareketi ve feodal düzenin çözülmeye başladığının ilk somut işareti saymak mümkündür”.[1] İmam Mansur ve Müridizm hareketi’nin Kuzey Kafkasya’nın içinden geçtiği bu sosyal dönüşüme katalizör görevi gördüğünü de söyleyebiliriz. “Mansur’un yaydığı eşitlikçi İslami söylemlerden etkilenen halk içinde aristokratların feodal düzenine karşı ihtilalci duygular gelişmeye” başlamış, “1790’larda Batı Kafkasya köle ve çiftçilerin feodal prenslere karşı ayaklanmalarına ve soylularla halk arasında kanlı savaşlara sahne” olmuş ve “bu savaşlarda yenilgiye uğrayan soyluların büyük bölümü Ruslara” sığınmıştı. [2]

harita.jpg

Dönemin Kuzey Kafkasya birliklerinin Yermolov komutasındaki Rus ordusunu Batı’da Kuban bölgesinde durdurmalarına rağmen Kabardey bölgesinin 1822 yılında işgal edilmesi, Kafkasya’nın bundan sonraki tüm sosyo-politik ve askeri mücadelesinde, hep olumsuz ve zayıflatıcı bir unsur olarak yer almış ve bölge “coğrafi birliğini kaybetmiş”tir.[3] 1824-1825 yıllarında Abhazya’nın Rusya işgalinden kurtarılması[4] bile Kafkasya’da yerli halklar aleyhine değişen şartları dengelememiştir.

19. yüzyılın başındaki Batı ve Doğu Kafkasya bağımsızlık hareketleri, Rus işgalinin tehlikeli bir noktaya gelmesinin ve toplumun geçirdiği sosyal dönüşüm sürecinin tüm etkilerini üzerinde taşıyarak oluşmaya başladı.

Batı Kafkasya’da “1800’den itibaren idari sistem halk meclislerinin iktidarı üzerine kuruldu.” [5] Bölgede “daha 1807’de Kalubat Yikoua Şupagua tarafından başlanmış olan teşkilat” [6] sonraki yıllar içinde geliştirilerek Milli Misak Meclisi (Jilethau Hase)’ne (Çıla Therio Xase) dönüştürüldü. Muhtemelen 1822 yılında kurulan[7] Milli Misak Meclisi bölgenin çözülmeye başlamış feodal karakterinin ve yerel idari geleneğin[8] temelleri üzerinde yükselen bir örgütlenme idi. “Çerkesya” adıyla tanımlanan bu devlet yapılanması 12 Eyalet’den oluşuyordu. Bu eyaletler şunlardır: 1- Şapsığ-Nathoç, 2- Abzeh, 3- Kemirguvey, 4- Barakay, 5- Bjeduğ, 6- Kabardey-Besleney, 7- Hatukuvey, 8- Mahoş, 9- Başilbey 10- Teberda (Karaçay-Malkar), 11- Abhazya, 12- Ubıhya. Bütün eyaletlerin özel ve yerel birer yönetimleri ve bu yönetimleri idare etmek için birer meclisleri vardı.[9] 

xase.jpgMilli Misak Meclisi 300 kişiden oluşuyordu. Meclisin sürekli görev yapan seçilmiş bir başkanı, belirlenmiş bir merkezi yoktu[10] ve birkaç gün süren toplantılar hiçbir zaman aynı merkezde yapılmıyordu.[11] Meclis, hem yasama hem yürütme hem de yargı yetkisine sahipti. Bu itibarla milletin bütün kudretini temsil ederdi. Meclisin uygulaması için özel bir örgütü yoktu. Her kişi meclisin kararını uygulamak ve yapmak ile yükümlüydü.[12] 

Meclis almış olduğu önemli kararlarda -milletin temsilcileri de olsalar- üyelerinin onayını yeterli görmüyor, referanduma da gidiyordu. Kafkas geleneğinde önemli bir yer tutan “söz ve yemin” referandumda kullanılan en etkili araçtı. Milli Meclis referandum için tüm eyaletleri tek tek dolaşılır ve bütün milletten söz ve yemin alırdı.

Kuzey Kafkasya'da Kaytuko Arslanbek döneminden sonra ilk ulusal birliği oluşturan, bu amaçla Müridizm hareketini kuran devlet adamı Çeçen İmam Mansur’da Birleşik Kafkasya Hareketi’nin ilk kilometre taşlarından birisidir.

mansur.jpgİmam Mansur bu döneme kadar dağınık birlikler halinde gerilla savaşı veren halkları “Gazavat” bayrağı altında topladı. İslam ahlakı ve kurallarının askeri ve siyasi disiplin ile bütünleştirilmesi suretiyle, önce Rus istilasına karşı koymaya azimli bir sosyal yapılaşmanın tesisi sağlayan Müridizm hareketi, akabinde uluslaşma süreci ve nihayetinde de bağımsız, birleşik bir “Kuzey Kafkasya Devleti”nin kurulmasını hedefleyen bir siyasi otorite şeklini alarak kısa sürede gelişti ve tüm Kuzey Kafkasya’yı etkisi altına aldı.[1] 

Asıl adı Uçermak (Rusça “Uşurma” ) olan Kafkas halklarının ulusal önderlerinden İmam Mansur’a “Mansur” [2] adı “halk tarafından önder seçildikten sonra” verilmiştir.[3]Yirmili yaşlarda Dağıstan’da bitirdiği eğitim ve öğretim döneminden sonra köyüne, Aldı’ya dönen Mansur, “Aldı camiindeki vaazları ve hutbeleriyle dikkat çekmeye başlamıştır.”[4] 

Mansur, II. Katerina'nın, Deli Petro'nun vasiyetleri arasında yer alan “güneye, sıcak denizlere doğru yayılma” planlarını uygulayacağı bir dönemde ortaya çıkmıştı. Kafkasya'yı sarmaya başlayan Rus tehlikesine karşı durulması gerektiğini söyleyen Mansur, cami cami dolaşarak verdiği vaazlar da insanları kötülüklerden sakınmaya, mücadele etmeye ve birlik içinde davranmaya çağırıyordu.

Mansur, içinde yaşadığı toplumun zaaflarını ve eksikliklerini biliyor, topyekün bir mücadele için, Kaytuko Arslanbek döneminde Kazanuko Jabağı’nın da üzerinde önemle durduğu bu toplumsal problemlerin ortadan kaldırılmasına çaba gösteriyordu.

iki deniz arasında ancak bir devlet olur”[1] prensibi ile Kafkasya’yı dış düşmana karşı örgütlü ve birleşik bir cephe mantığı ile savunan Adige(Kabardey) Prens Kaytuko Arslanbek Birleşik Kafkasya Hareketi’nin ilk kilometre taşlarından birisidir. 

“Ruslarca Kafkasya’nın Solon’u”[2]  kabul edilen büyük düşünür Kazanuko Jabağı’nın yanında yetişen Kaytuko Arslanbek iktidara geldiğinde, bölgede sosyo-politik manzara hiç de iç açıcı değildir. 

…Yönetimde birlik sağlanmamış dini ve idari kuruluşlar gelişmemişti. Kesin hudutları olmamakla beraber, her kabile kendi bölgesinde bir nevi bağımsız olarak yaşıyordu. Dağıstan küçük hanlıklara bölünmüştü. Kabardey, Çeçen Asetin, Karaçay - Balkarların beyleri vardı. Batı Kafkasya’da bulunan özerk bölgelerde ise soylular demokrasisi hüküm sürüyordu. Devlet teşkilatına en yakın yönetim şekli, Kabardey’de bulunuyordu. Kabardey’de iktidar, beşyüzyıldan beri Kral Yınal soyundan gelen prenslerin elindeydi. Prensler, zaman zaman kendi aralarında iktidar için savaştıklarından, ülkenin birlik ve beraberliği bir türlü sağlanamamıştı...”[3] birsir.jpg

Dış düşman tehdidinin her geçen gün daha da çeşitlenerek[4] artığı bir dönemde, Rusların Kafkasya’ya yerleşmek için kurdukları ilk merkez olan Tarki’nin yeniden Kafkasyalıların kontrolüne geçmesi için Dağıstan ve Adige (Kabardey) kuvvetlerince geri alınması (1595),  yine Rusların 1604’de Doğu Kafkasya’da Kızlar, Batı Kafkasya’da Şetkale (Stavropol)’ye saldırısının Dağıstan ve Adige (Kabardey) kuvvetlerince geri püskürtülmesi[5] Kafkasya’ya kısa bir dönem için nefes aldırmıştı.

1700’lü yılların sonları Kafkasya’daki sosyal yapının da sarsılmaya başladığı ve değişim geçirdiği yıllardır. Bölgenin bir bölümünde sosyal dokunun ana karakterini oluşturan feodal yapıya karşı başlayan isyanları, “sosyal devrim niteliğinde ciddi bir toplum hareketi ve feodal düzenin çözülmeye başladığının ilk somut işareti saymak mümkündür”.[1] İmam Mansur ve Müridizm hareketi’nin Kuzey Kafkasya’nın içinden geçtiği bu sosyal dönüşüme katalizör görevi gördüğünü de söyleyebiliriz. “Mansur’un yaydığı eşitlikçi İslami söylemlerden etkilenen halk içinde aristokratların feodal düzenine karşı ihtilalci duygular gelişmeye” başlamış, “1790’larda Batı Kafkasya köle ve çiftçilerin feodal prenslere karşı ayaklanmalarına ve soylularla halk arasında kanlı savaşlara sahne” olmuş ve “bu savaşlarda yenilgiye uğrayan soyluların büyük bölümü Ruslara” sığınmıştı. [2]

harita.jpg

Dönemin Kuzey Kafkasya birliklerinin Yermolov komutasındaki Rus ordusunu Batı’da Kuban bölgesinde durdurmalarına rağmen Kabardey bölgesinin 1822 yılında işgal edilmesi, Kafkasya’nın bundan sonraki tüm sosyo-politik ve askeri mücadelesinde, hep olumsuz ve zayıflatıcı bir unsur olarak yer almış ve bölge “coğrafi birliğini kaybetmiş”tir.[3] 1824-1825 yıllarında Abhazya’nın Rusya işgalinden kurtarılması[4] bile Kafkasya’da yerli halklar aleyhine değişen şartları dengelememiştir.

19. yüzyılın başındaki Batı ve Doğu Kafkasya bağımsızlık hareketleri, Rus işgalinin tehlikeli bir noktaya gelmesinin ve toplumun geçirdiği sosyal dönüşüm sürecinin tüm etkilerini üzerinde taşıyarak oluşmaya başladı.

KLASİK DÖNEM (1720 - 1864)