Samsun BKD Güncel Haberler...

İstanbul Samatya'da Çerkes bir ailenin en küçük kızı olarak doğdu.
1864 Kafkas Soykırım ve Sürgünü Sonrası Türkiye'ye gelen Adige'lerin Şapsığ boyundandır...
İspanya, İsviçre, Yunanistan gibi dünyanın bir çok ülkesinde konserler verdi...
Gülcan Altan Derneğimizin organize ettiği konserde Samsun ve civar il/ilçelerden gelen Kafkasyalıları
Çerkesce, İspanyolca ve Türkçe şarkılarla büyüledi...

Gülcan Altan konseri Kafkasyalılardan büyük ilgi gördü..

Kafkasya Forumu, BK hareketine kendini adamış önemli simalardan biri olan Orhan Doğbay ile 'Kafkasya'nın politik tarihi üzerine' bir söyleşi yayınladı.

Orhan Doğbay ile Kafkasya'nın politik tarihi üzerine - I

Samsun BKD, yakın geçmişte yaşanan bazı gelişmelerle ilgili tespitlerini, kanaatlerini ve öngörülerini kamuoyuyla/toplumumuzla paylaşmak amacıyla aşağıdaki açıklamayı kaleme almıştır. Açıklama özetle; Samsun’da hayata geçirilmesi düşünülen ‘Kafkas Kültür Merkezi (Kompleksi)’ projesine ilişkin yaşanan süreç ile ilgilidir. Baştan ifade edilen iyi niyetlerle, süreç içerisinde yaşananlar karşılıklı olarak değerlendirildiğinde, Samsun Kafkas diasporası adına ibretlik bir vakıa yaşandığı görülecektir. Konunun objektif/tarafsız olarak değerlendirilmesi ve açıklamanın son satırına kadar dikkatle okunması dileğiyle, konuyla ilgilenen tüm hemşerilerimize saygıyla duyurulur.

Sivil Toplum Üzerine Genel Tespitler

Sivil toplumun, örgütlenmek suretiyle haklarını araması konusuyla çok ilgili olmayan ve esasta ‘dernekçilik’e de çok sıcak bakmayan bazı hemşerilerimizin, örgütlenmeyle yakından ilgili kişilerin farklı yapılarda faaliyet gösteriyor olmasına -Samsun özelinde- zaman zaman yumuşak zaman zaman sert eleştirileri olduğu bir gerçekliktir. Bu tespite, mevcut derneklerde aktif görev alan samimi bazı arkadaşlarımızın/büyüklerimizin de geçmişte benzer taleplerinin -ve hatta girişimlerinin- de söz konusu olduğunu eklemeliyiz.

Her farklı yapının; mevcut potansiyelleri, üye sayıları ve etkililik oranları dikkate alındığında bu tür girişimlerin saygıyla karşılanması ve destek verilmesi gereken çabalar olarak görülmesi gerekliliği ortadadır. Probleme bu pencereden bakıldığında, benzer sosyal tetiklemelere maruz kalmış kişilerin aynı çatı altında yer almak istemesi ve müşterek tepkiler geliştirmeye çalışması kadar olağan bir durum olamaz. Bununla birlikte; aynı süreci yaşamış olsa bile toplumu oluşturan bireyler -çeşitli sosyal etkenlerin de tesiriyle- farklı düşünebilir, çözümle ilgili farklı görüşler ortaya koyabilir ve farklı örgütlenme modelleri seçebilirler. Bu tür yaklaşımlar da, toplumun çok renkliliğinin ve çoğulculuğun bir ifadesi olarak saygıyla karşılanması gereken durumlardır.

Sivil Toplum Yapılanmaları

Yukarıda belirtmeye çalıştığımız üzere sivil toplum örgütlenmeleri, toplumun çok sesliliğini yansıtması açısından oldukça önemlidir. İnsanlar; seslerini duyurmak, sıkıntılarını dile getirmek, sorunlarına çözüm yolu aramak ve ortak çıkarları doğrultusunda etkin politikalar geliştirebilmek için çeşitli yapılanmalar kurarlar. Bunların en basiti ve kolay olanı ‘dernek’ kurmaktır.

Dernekler, benzer amaçları taşıyan kişiler tarafından kurulmakta ve özellikle üyeleri adına çeşitli faaliyetler yaparak sosyal sorumluluklarını yerine getirmeye çalışmaktadırlar.

Derneklerin, kendi çalışmaları dışında, benzer hedefleri bulunan diğer derneklerle bir araya gelmek suretiyle (en az 5 dernek olmak kaydıyla) oluşturdukları üst çatının adı ise federasyondur. Bazı konularda farklı düşünseler ve bütün faaliyetlerini bir arada yapma şansları olmasa da, derneklerin ortak çalışmalarda bulunması mümkündür. Ötesi; birleştirilen güçlerin etkisiyle, sivil toplumun sesini daha gür çıkarmasının ve daha etkin olmasının yolu federasyonlaşmaktır.

Bir üst yapılanma da konfederasyondur ki, farklı federasyonların müşterek çalışmalar yapabilmelerine olanak sağlamak amacıyla kurulmaktadır. Neticede ortak hareket etmenin herhangi bir sınırlaması bulunmamaktadır.

Ortak Politikaların Geliştirilmesi

Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere etkin olmanın yolu; farklı düşünenlerin yok sayılarak/yok edilerek herhangi bir yapının içinde eritilmeleri değil, tam olarak aynı amaçları taşımasalar bile mutabık kalınan bazı konularda diğer yapılarla işbirliği yoluna gitmeleridir. Bu konudaki mevcut kanunlar ve yönetmelikler de müşterek politikalar geliştirmek durumunda olan çeşitli yapılanmaların ortaklık kurmasına gerekli kolaylığı sağlamaktadır.

Bütün bu gerçeklere rağmen, toplumu; tek tipleştirme, kontrol altında tutma ve belli bir merkeze bağlama düşüncesinde olanlar da bulunmakta ve fırsat buldukları anda harekete geçmektedirler. Mevcut düşüncelerini hayata geçirmenin zorluğunu bildiklerinden; doğru olmayan argümanlarla inanılmaz bir bilgi kirliliği oluşturmakta, insanların kafalarını karıştırmakta, hatta kişileri birbirine düşürerek, kendileri kontrol edemeseler de başkalarının topluma yön vermesini engelleme yoluna gitmektedirler.

Bunlara ilave olarak; gerek bulundukları makamın, gerekse kendilerini seven/sayan kişilerin teveccühü ve etkisiyle Samsun Çerkeslerinin ‘thamate’si pozisyonuna layık görülen kişilerin, ‘Ne dersek toplum emir telakki eder zaten’ zannı, işleri iyice karıştırmaktadır. Yine bunlara ilaveten, iyi niyetinden şüphe edilmeyen ancak Samsun Çerkeslerinin varlığının yegâne geleceğini tek dernek çatısına endeksleyen ve makam sahiplerinden de oldukça etkilenen ‘öngörü yoksunu hemşerilerimiz’ de eksik değildir.

Yaşanan Sürecin Özeti

Yaklaşık 1,5 yıl önce bir grup Çerkes hemşerimiz, Samsun Kafkas diasporasına hizmet etmesi amacıyla ‘Kafkas Kültür Evi’ adlı bir projeyi hayata geçirmek istemişlerdi. Proje sahibi grup, çalışmalarına başlamadan önce Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’dan da destek istemiş; kendisinin, Samsun merkezinde faaliyet gösteren üç derneğin bir çatı altında birleştirilmesi halinde destek verebileceğini söylediğini belirtmişti. Proje sahibi grup aynı zamanda, projeye katkı sağlamaları için Samsun merkezinde faaliyet gösteren Adige Kültür Derneği, Birleşik Kafkasya Derneği ve Kafkas Derneği’ni ziyaret ederek ‘Kafkas Kültür Evi’ projesi hakkında dernek yönetimlerini bilgilendirmişler ve sürece katılmalarını istemişlerdi.

Birleşik Kafkasya Derneği yönetimi, proje sahibi grup ile dernek merkezinde yapılan ilk toplantıda, ‘Kafkas Kültür Evi’ projesine fikir olarak sıcak bakmış fakat projenin içeriğinin belirsizliğini büyük bir eksiklik olarak gördüklerini belirtmişlerdi. Proje sahibi grubun temsilcileri, derneklerin ‘Kafkas Kültür Evi’ çatısı altında bir araya gelmelerini de istemiş fakat bunun nasıl yapılacağı konusunda bir fikir beyan etmemişler, “İçini sizler dolduracaksınız” diyerek konuyu muallâkta bırakmışlardı. Birleşik Kafkasya Derneği yönetimi, proje sahibi grubun teklifini, ilgili dernek organlarında yapılacak görüşmelerde değerlendireceklerini, projenin içeriğine sağlayabilecekleri katkıları ve derneklerin bir araya gelme şartlarını içeren dernek görüşünü bir sonraki görüşmede kendilerine ileteceklerini söylemişlerdi. Proje sahibi grubun temsilcileri, sonraki günlerde Adige Kültür Derneği ve Kafkas Derneği yönetimleri ile de görüşmeler yapmışlar ancak her iki derneğin bir arada çalışmaya olan isteksizlikleri nedeniyle bir sonuç alınamamıştı.

Birleşik Kafkasya Derneği yönetimi, bir süre sonra ‘Kafkas Kültür Evi’ projesine yönelik tavrını belirlemek için ilgili organlarında durumu değerlendirmiş, projeye üç derneğin tüzel kişiliklerinin korunduğu bir üst çatı statüsünün kazandırılması gerektiği kararına varmıştı. Derneğimiz ayrıca, ‘Kafkas Kültür Evi’nin içeriği konusunda da bir taslak rapor hazırlamış, fakat yukarıda bahsedilen toplantılardan alınan ilk tepkilerden sonra ilgili grupça bir daha toplantıya çağrılmadığı için, ‘Kafkas Kültür Evi’ projesi derneğimiz gündeminden düşmüştü.

‘Kafkas Kültür Evi’ projesi bir süre sonra hedef ve içerik değiştirerek, proje sahibi grup temsilcilerinin Kafkas Derneği ile olan yakın ilişkileri sebebiyle, daha küçük ölçeğe indirgenmiş olarak, Kafkas Derneği’nin yeni dernek binası projesi haline dönüştürülmüştü. Kafkas Derneği bu projeyi gerçekleştirmek için bir süre yoğun çaba harcamış ise de gerekli desteği sağlayamadığı için bir sonuç alamamıştı. 26 Aralık 2009 tarihinde Kahramanmaraş’ta, kafkasdiasporası.com tarafından düzenlenen ‘2009'un En İyileri Ödül Töreni’nde Yılın Belediye Başkanı ödülünü alan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın, ‘Maraş Kafkas Derneği Binası’ndan esinlenerek, Samsun’da da böyle bir projeye destek verebileceğini, kendisini Maraş’ta yalnız bırakmayan Nurettin Güner ve arkadaşlarına söylemesi üzerine; ‘Kafkas Kültür Evi’ projesi, Birleşik Kafkasya Derneği’nin eski başkanlarından Nurettin Güner önderliğinde yeniden canlandırılmış ve Samsun diasporası gündemine yerleşmişti. Yusuf Ziya Yılmaz ‘Kafkas Kültür Evi’ projesini desteklerken, ‘Samsun merkezinde faaliyet gösteren üç derneğin bir çatı altında birleştirilmesi’ şartını yine tekrarlamıştı. (Yusuf Ziya Yılmaz bu görüşlerini bu projeden bağımsız olarak daha önceki zamanlarda da çeşitli vesilelerle dile getirmiştir.)

Süreç Sağlıksız Bir Şekilde İlerlemeye Devam Ediyor

‘Kafkas Kültür Evi’ projesini Yusuf Ziya Yılmaz’ın şartlı manevi desteği ile yeniden gündeme taşıyan yeni grup, üye profilini ilk gruba nazaran daha geniş tutmuş ve hem Birleşik Kafkasya Derneği çevresinden hem de Kafkas Derneği çevresinden kişilerle tabanını genişletmişti. Fakat burada dikkati çeken birkaç ilginç noktadan da bahsetmek gerekir:

Birleşik Kafkasya Derneği çevresinden gruba dahil olanlar sadece dernek üyesiydiler ve gruba dernek tüzel kişiliğince yetkilendirilmeden, kendi inisiyatifleri ile katılmışlardı. Kafkas Derneği ise bu gruba yönetim kurulu ağırlıklı katılmıştı. Adige Kültür Derneği yönetimi ise, Birleşik Kafkasya Derneği yönetimi gibi yeniden oluşturulan grubun çalışmalarına hiç çağrılmamıştı. Her iki dernek yönetiminin ve üyelerinin çoğunluğunun, yukarıda anlatılan gelişmelerden uzunca bir süre haberi de olmayacaktı. ‘

Kafkas Kültür Evi’ projesini yeniden ele alan yeni grup, birinci gruba nazaran projenin amacı konusunda daha net görüşlere sahipti. Bu görüşlerini açıkça paylaşmamakla birlikte grup içinde iki farklı görüş vardı. Grup başkanlığını yapan Nurettin Güner ve onun gibi düşünenlerin amacı, projeye şartlı destek veren Yusuf Ziya Yılmaz’ın da etkisiyle, ‘Kafkas Kültür Evi’ çatısı altında tüm dernekleri birleştirmek ve tek bir yapı oluşturmaktı. Kafkas Derneği üyelerinden oluşan ikinci grubun amacının ise proje sürecini kendi tüzel kişiliklerine mal ederek süreci yönetmek ve proje sonunda oluşacak yeni yapıyı kendi çizgilerine ve bağlı bulundukları üst örgütlenmeye (KAFFED) eklemlemek olduğu süreç içerisinde anlaşılmıştı. Öyle ki; Kafkas Derneği yönetimi süreç boyunca amaçlarına yönelik çalışmalardan hiç geri durmamış, ‘Kafkas Kültür Evi’ projesini üye tabanlarına tanıtırken, oluşturulacak yapının kendi yapıları olduğunu söylemişlerdi. Örneğin; Kafkas Derneği Başkanı Servet Yıldız, 27 Haziran 2010 tarihinde Atatürk Kültür Merkezi`nde (Samsun) yapılan ‘Geleneksel Kafkas Gecesi’nde ‘Kafkas Kültür Evi’ projesini tanıtırken projenin diğer paydaşlarını yok sayarak “Samsun`a gerek öğrenci ve gerekse de misafir olarak gelen soydaşlarımızın daha rahat ortamlarda kalmaları için Kurupelit mevkiinde bin 600 metrekare arsa aldık. Buraya bizlere yakışır bir tesis yapmak için uğraş veriyoruz” diyebilmişti.

Birleşik Kafkasya Derneği yönetimi, ‘Kafkas Kültür Evi’ projesi yeni grubunun çalışmalarından ancak proje için arsa araştırması aşamasında haberdar olmuştu. Grup başkanı Nurettin Güner, Birleşik Kafkasya Derneği yönetiminden arsa araştırması ve arsa alımı için gerekecek mali külfet noktasında destek istediğinde ‘Kafkas Kültür Evi’ projesi Birleşik Kafkasya Derneği gündemine yeniden girmiş, Birleşik Kafkasya Derneği yönetimi karşılarına çıkan bu emri vaki durum üzerine acilen bir değerlendirme toplantısı yapmış ve görüşlerini ‘Kafkas Kültür Evi’ projesi grup temsilcilerine şu şekilde açıklamıştı:

“Dernek yönetimimiz, ‘Kafkas Kültür Evi’ projesini tüzel kişiliklerine zarar vermediği sürece fikir olarak desteklemekle birlikte, proje sürecinin bu aşamasına kadar dernek yönetiminin hiçbir gelişmeden haberdar edilmemesini üzüntüyle karşılamaktadır. Emri vaki olarak önlerine konan, ‘Kafkas Kültür Evi’ projesinin tüm içeriğinin, ilgili derneklerce birlikte tartışılmadan ve ortak kararlar alınmadan proje grubu temsilcilerinin kendi inisiyatifleriyle hayata geçirmeye çalışmasını oldukça sakıncalı bulmaktadır.

Dernek yönetimimizin ve birçok üyemizin projenin geleceği konusunda çekinceleri vardır. Örneğin; ‘Kafkas Kültür Evi’nin amacı konusunda tam bir netlik ve birliktelik yoktur. ‘Kafkas Kültür Evi’ projesi’nin başlangıçtan itibaren var olan statü sorunu hala açıklığa kavuşturulamamıştır. ‘Kafkas Kültür Evi’ projesi grup temsilcilerinin bazıları, statü sorununu; iki derneği birleştirerek ve yeni bir dernek kurmakla aşmayı planlarken, bazıları da dernekler kapatılsa bile yeni derneğin, var olan Kafkas Derneği’nin süreç sonundaki yeni bir formatı olarak düşünmektedirler.

Dernek yönetimimiz ise sürecin başından beri savunduğu gibi, merkezdeki üç derneğin tüzel kişiliklerinin korunmasından yanadır. Bu yapılar Samsun’daki Kafkas toplumunun sosyo-politik yapısının ve Anavatan Kafkasya’nın sosyo-politik süreçlerinin bir ürünü olduğunu ve bu reel durumun toplumumuzun demokratik gelişimi için daha sağlıklı bir manzara oluşturduğunu düşünmekteyiz. Tüm toplumu tek bir örgütlenme tipine sıkıştırmak yerine, kendi sinerjisi ile oluşan farklı yapıların ve üslupların bir arada ortak çalışmalar yapabilme ve artı değer üretebilme yeteneklerini geliştirmeyi sağlayacak örgütlenme biçimleri teşvik edilmelidir. Derneğimiz sadece Samsun merkezindeki üç derneğin değil hinterlandımızda bulunan yakın çevre derneklerin de katılımıyla oluşturulacak bir bölgesel federasyonun statü sorununu kökten çözeceğine inanmaktadır. ‘Kafkas Kültür Evi’ binası federasyon merkezi binası olmalıdır. Proje’nin adının da ‘Kafkas Kültür Evi’ değil ‘Kafkas Kültür Merkezi (Kompleksi)’ olması daha anlamlı olacaktır. Derneğimizin bu proje grubunun oluşumuna da itirazı vardır. Kafkas Derneği’nin yönetimi başkan ve başkan yardımcısı düzeyinde grupta temsil edilirken, Birleşik Kafkasya Derneği ve Adige Kültür Derneği tüzel kişiliklerinin proje grubundan dışlanması ve dışlanmaya devam edilmesi bu oluşumu sağlıksız bir sürece sokacaktır. Bu yüzden yine Nurettin Güner’in başkanlığını yapacağı dernek yönetimlerinin belirlediği 3-5 kişilik temsilcilerden oluşan yeni bir komisyonun kurulması gerekmektedir.”

Süreç Her Şeye Rağmen İyi Niyetlerle (!) Devam Ediyor

Dernek yönetimimizin bu görüşleri ‘Kafkas Kültür Evi’ projesinin bazı üyeleri ile yapılan görüşmede taraflara iletilmiş, fakat görüşlerimiz; ‘Kafkas Kültür Evi’ projesinin grup başkanı Nurettin Güner tarafından tümüyle reddedilmişti. Nurettin Güner, dernek yönetimimizin tüm çekincelerini proje hayata geçinceye kadar dondurması gerektiğini söylemiş ve “biz bu sorunları konuşmaya başlarsak proje daha başlangıç aşamasında sona erer” demişti. Dernek yönetimimiz ise her türlü dışlama çabalarına rağmen proje sürecini çekincelerinin ışığında takip etmeye devam edeceğini açıklamıştı. ‘Kafkas Kültür Evi’ projesi için arsa bulunduğunda ve arsanın alımı için gereken mali kaynağın toparlanması aşamasında dernek yönetimimiz tüm endişelerine rağmen süreci doğru istikamete yöneltebilmek ve pozitif katkı sağlamak amacıyla çalışmaları desteklemiş, dernek üyelerimize ve tabanımıza da projeyi maddi ve manevi açıdan desteklemelerini tavsiye etmişti. ‘Kafkas Kültür Evi’ projesi için alınan arsanın tapu işlemlerinde de çekincelerimizde ne kadar haklı olduğumuzu ispat eden gelişmeler olmuştu. ‘Kafkas Kültür Evi’ projesi grubu, tapunun Kafkas Derneği Başkanı Servet Yıldız, Kafkas Derneği üyesi Fahri Kanşat, Birleşik Kafkasya Derneği üyeleri Nurettin Güner ve Tahsin Candemir üzerine yapılmasına karar vererek, Birleşik Kafkasya Derneği Yönetimi’ni bir kez daha dışlamıştı. Yönetimimiz bu konuya da yoğun itirazlarda bulunmuş ve her iki derneğin eşit temsilinin olacağı yeni birkaç öneri getirmişti. Önerilerimiz yine kabul görmemiş ancak en azından ‘Kafkas Kültür Evi’ projesi grubu, kararını revize ederek arsa tapusunun Kafkas Derneği Başkanı Servet Yıldız ve Birleşik Kafkasya Derneği üyesi Nurettin Güner’in üzerine kaydedilmesine karar vererek, tapunun bu şekilde alınması sağlanmıştı. Arsa tapusunun alınıp proje süreci yeni bir evreye girdiğinde, bu son gelişmeleri değerlendirmek ve dernek tüzel kişiliğini yok sayan tavırlara karşı bir duruş sergilemek adına, Birleşik Kafkasya Derneği yönetimi dernek üyeleri ile yeniden çeşitli görüşmeler yapmış ve ‘Kafkas Kültür Evi’ projesinin Samsun Kafkas Diasporasının hayrına sonuçlanmasına katkı sağlamak amacıyla, her türlü dışlama çabalarına rağmen bu sürecin içinde kalmaya bir kez daha karar vermişti. Süreci yakından takip edebilmek için de Proje Grubu’nun yeniden oluşturulmasını ilgili taraflara teklif etmişti. Nurettin Güner başkanlığında yeniden oluşturulacak komisyona Birleşik Kafkasya Derneği ve Kafkas Derneği, yetkilendirdikleri beşer üye ile katılacaklardı. Teklifimiz Samsun BKD’nin süreçten tamamen çekilme seçeneğinin de masaya yatırıldığı yoğun tartışmalardan sonra Proje Grubu’nca kerhen kabul edilmişti. ‘Kafkas Kültür Evi’ projesinin çalışmaları bu karardan sonra yeni oluşturulan ‘Proje Komisyonu’na devredilmişti. ‘Proje Komisyonu’ bir süre sonra ilk toplantısını yaparak, ‘Kafkas Kültür Evi’nin içeriğini görüşmüş, projelendirilmesi ve fizibilite çalışmaları için kararlar almıştı. Bu toplantıda örneğin; ‘Kafkas Kültür Evi’ binasında yurt, kreş, düğün salonu, çalışma ve konferans salonları, dernek yönetim merkezleri gibi içerik ayrıntıları belirlenmişti. Proje adının da ‘Kafkas Kültür Evi’ değil ‘Kafkas Kültür Merkezi (Kompleksi)’ olmasına karar verilmişti. ‘Kafkas Kültür Merkezi (Kompleksi)’nin ilk somut proje evrakları da Kasım ayı sonunda ortaya çıkmıştı.

Süreci Sabote Etme Girişimleri Maalesef Sonuç Verdi

Bu arada kafkasdiasporası.com ve Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği ‘2010'un En İyileri Ödül Töreni’ için site yetkilisi Oğuz Berk tarafından Birleşik Kafkasya Derneği’ne ve Kafkas Derneği’ne organizasyonun davetiyeler aracılığıyla çevreye duyurulması vb. konularda yardım etmeleri için başvuruda bulunulmuş, istek Birleşik Kafkasya Derneği’nce uygun bulunup, gereği yerine getirilmiştir. Ancak, Birleşik Kafkasya Derneği’nin ‘Kafkas Kültür Merkezi (Kompleksi)’ projesinin tüm sürecinde gösterdiği yapıcı ve fedakâr tutuma karşılık, 18 Aralık 2010 tarihinde Samsun Büyük Otel’de kafkasdiasporası.com tarafından düzenlenen ‘2010'un En İyileri Ödül Töreni’nde, ‘Proje Komisyonu’nun ve Kafkas Derneği yönetiminin, Birleşik Kafkasya Derneği’nin tüzel kişiliğine karşı yapılan çirkin uygulamalara ve nezaketsizliklere seyirci kalması, müdahale etmeyerek onay vermesi, dernek yönetiminin bu sürece yönelik tüm iyi niyetinin sona ermesine yol açmıştır. Dernek tüzel kişiliğimize yapılan ilk nezaketsizlik, ödül törenin başlangıcında ‘Kafkas Kültür Merkezi (Kompleksi)’ni tanıtan sergide ve sunumda, proje adının ‘Kafkas Derneği Kültür Merkezi’ olarak yazılması ile ortaya çıkmıştır. Dernek yönetimimiz, Birleşik Kafkasya Derneği’nin manevi şahsiyetini büyük ölçüde yaralayan bu nezaketsizliğin sebebini ve kaynağını öğrenmek için projeyi çizen mimar ile görüşmüş ve isim değişikliğinin ‘Proje Komisyonu’nun bazı üyelerince yaptırıldığını öğrenmiştir. Derneğimiz bu tanıtımdaki adlandırmanın ‘Proje Komisyonu’nun aldığı kararlara aykırı olduğunun altını çizerek, projenin bir derneğe mal edilme çabalarının derneklerimiz arasındaki hukukun çiğnenmesi olarak gördüğünü toplantı salonunda temas kurabildiği ilgili tüm şahıslara bildirmiştir. Dernek tüzel kişiliğimize yapılan nezaketsizlikler bununla da bitmemiştir. Kafkas Derneği Başkan Yardımcısı Eyüp Baloğlu’nun (aynı zamanda ‘Proje Komisyonu’ üyesi) kılavuzluğunda hazırlanan ödül töreni organizasyonundaki provokatif tertipler ise bardağı taşıran son damla olmuştur. Ödül töreninin yapılacağı yemek salonunun protokol için ayrılan bölümünde, Kafkas Derneği yöneticilerine iki masa ayrılırken Birleşik Kafkasya Derneği yönetimine bırakın protokolü, salonun herhangi bir yerinde hiçbir masanın ayrılmaması, protokolde yer alması gereken birçok kişinin (Çınarlık Belediye Başkanı, Asarcık Belediye Başkanı, Siyasi Parti İlçe Başkanları, Kurum Müdürleri vb.) adeta yok sayılması, Kafkas Derneği Başkanı Servet Yıldız’ın ve Başkan Yardımcısı Eyüp Baloğlu’nun ikişer kez ödül verdiği bir ortamda, Birleşik Kafkasya Derneği yönetiminden hiçbir kişiye bu inceliğin gösterilmemesi, Kafkas Derneği ile yol arkadaşlığı yapmanın çok acı bir tecrübesi olarak karşımıza çıkmıştır. Dernek yönetimimiz, ödül gecesi sonunda yapılan nezaketsizliklerin kişisel sorumlularına gereken tepkiyi vermiş ise de, sorunu tümden çözmek için ‘Proje Komisyonu’ ve ilgili dernek ile bir toplantı yapmaya karar vermiştir. Ertesi gün dernek merkezimizde dernek üyeleri ile bir toplantı yaparak durumu değerlendiren Samsun BKD yönetimi bu toplantıda şu kararları almıştır: “Dernek yönetimimiz, ‘Kafkas Kültür Merkezi (Kompleksi)’ projesinin tüm sürecinde daima iyi niyetli ve yapıcı bir tutum takınmış fakat karşılık bulamamış, aksine süreçten her aşamada dışlanılmaya çalışılmıştır. Son olaylarda bu olumsuz durumun daha da pekişmesine sebep olmuştur. Bu pozisyon, sürdürülebilir bir pozisyon değildir. Derneğimizin tüzel kişiliğinin yok sayılmasını engellemek ve sorunlara yapıcı çözüm üretmek adına dernek yönetimimiz ‘Proje Komisyonu’na son bir kez iki farklı seçenek sunmaya karar vermiştir. Birinci seçenek, Birleşik Kafkasya Derneği’nin tüzel kişiliğinin korunması adına proje arsasının tapu kayıtlarının Nurettin Güner ve Servet Yıldız üzerinden alınarak Birleşik Kafkasya Derneği ve Kafkas Derneği üzerine eşit temsil oranında devredilmesidir. İkinci seçenek ise, en kısa süre içinde bölgesel federasyon kurularak tapu kaydının federasyon tüzel kişiliğine devredilmesini sağlamaktır. Ayrıca şimdiye kadar geçen süreç içinde dernek tüzel kişiliğimize karşı yapılan nezaketsizliklerden dolayı da ilgili tüm kişi ve kurumlardan özür beklemekteyiz. Belirttiğimiz çözümlerin gerçekleşmemesi halinde, Birleşik Kafkasya Derneği ‘Kafkas Kültür Merkezi (Kompleksi)’ projesinin tüm sürecinden çekilmek ve konuya muhatap tüm kurumlarla da ilişkilerini sona erdirmek durumunda kalacaktır.” Birleşik Kafkasya Derneği yönetiminin aldığı bu kararlar, önce ‘Proje Komisyonu’ başkanı Nurettin Güner ile daha sonra da Kafkas Derneği yönetimi ile paylaşılmıştır. Bu sorunlar hakkında görüşülen muhataplar, ne yazık ki Birleşik Kafkasya Derneği’nin hiçbir hassasiyetini dikkate almamış ve büyük bir öngörüsüzlükle önerilerimizi geri çevirmişlerdir. Son tahlilde; Birleşik Kafkasya Derneği, tüm iyi niyetli çabalarına rağmen, getirdiği çözüm önerilerinin kabul edilmemesi ve kurumsal kimliğinin yok sayılmaya devam edilmesi halinde, ‘Kafkas Kültür Merkezi (Kompleksi)’ projesinden geri çekildiğini; Kafkas Derneği’nden kurumsal bir özür gelene kadar da bu kurum ile olan tüm ilişkilerini de askıya aldığını tüm kamuoyuna ilan eder. Bununla birlikte; mevcut proje girişimini samimiyet boyutunda desteklemeyi vicdani sorumluluk olarak gören, teşkilatlanma ve örgütlenme konusunda gösterdiğimiz hassasiyetleri anlamak durumunda olmayan, gösterdiğimiz tepkiyi gerek bencillik gerekse olumlu sonuçlar doğuracak bir projeyi sabote etme girişimi olarak değerlendirme ihtimali bulunan tüm hemşerilerimizin, yukarıda özetlemeye çalıştığımız yok sayılma sürecimizi iyi anlamalarını ve sağduyuyu elden bırakmadan değerlendirme yapmalarını umuyoruz. Bunun yanı sıra, süreci idare etmekle görevli büyüklerimizi de; bir takım entrikalar ve ayak oyunları ile süreci en baştan sabote etmeye ve kendi menfaatlerine çevirmeye çalışan profesyonellerin farkına varmaya, akl-ı selim tavırlar takınmaya ve içerisinde şu an itibariyle bizim yer almadığımız süreci en başta hedeflenen sonuçlara sağ salim ulaştırmaya yönelik çaba göstermeye davet ediyoruz. Umarız ki yapılan hatalar tekrarlanmaz ve öngörülerimiz gerçekleşmez. Edinilecek olası kazanımlar da yaşadığımız süreci sabote etmeyi beceren kişilerin gönül bağı taşıdığı harici yapılara hibe edilmez.

Başka gündemlerimizin de olduğunun farkındayız. Ve biz artık önümüze bakıyoruz.

Samsun Birleşik Kafkasya Derneği 



Kamuoyunun Dikkatine,

Türkiye’deki Kuzey Kafkasya Diasporası, bugünlerde hareketli günler yaşıyor.

İçimizden birini, bizden birini ölümle tehdit ettiler.

İtiraf etmek gerekirse, bu hareketliliğin daha erken başlayacağını düşünüyorduk.

Bize göre; 22 yıl önce Akua (Sohum)’da ilan edilen ‘21 Mayıs direniş ve diriliş şuuru’nun Kafkas diasporalarında bulduğu pozitif karşılığın ve özellikle Türkiye diasporasının son yıllarda artan bir ivmeyle büyüyen aktiviteleri daha erken tepkiler almalıydı.

Çünkü biz; bugün bizden rahatsız olanlara dün ve önceki gün de ‘geliyoruz’ demiştik.

Bunu da kısık sesle değil, Taksim’in göbeğinde; Rus Konsolosluğu’nun önünde yüksek sesle dile getirmiştik:

‘Rusya, biz geri geldik!’ diye avazımız çıktığı kadar yüksek bir sesle tepkimizi dile getirmiştik.

Anlaşılan muhatabımız kararlılığımızı geç fark etti.

Ve çok da yabancısı olmadığı metodolojisini devreye soktu.

Evet, bizden birini ölümle tehdit ettiler.

Tam da ‘No Sochi’ kampanyasının en çok destek gördüğü ve sadece Türkiye’deki değil dünyadaki tüm etkin unsurların konuyu gündemlerine taşıyacakları dönemin arifesinde gerçekleşiyor bu tehdit…

Yani oyun içinde oyun…

Biz bu zihniyete yabancı değiliz, tanıyoruz…

Yüzyıllardır tüm Kuzey Kafkasyalılara; zulümleri, sürgünleri, soykırımları kim yaptıysa; Kuban Kural’ın şahsında tekrar ve hepimize yapılan bu tehdit de aynı zihniyetin ürünüdür.

O zihniyet ki; 300 yılı aşkın süren savaşın sonunda, sırtını denize dayayan bizleri vatanımızdan söküp atmıştı.

Zulmün sözlüklerde yer alan tüm anlamlarını atalarımıza yaşatmış, soykırımın en etkili metotlarını Kafkasyalılar’a uygulamış ve sürgünün en acısını tarihimize kazımıştı.

Unutmadık, unutmayacağız…

 

O zihniyet ki; 21 Mayıs 1864’te St. Petersburg’da ‘Çerkesya artık yok!’ diye manşet attırmıştı.

Bir milletin yaşayabileceği en ağır travmaları bize yaşatan o zihniyet, bunu bir zafer sloganına dönüştürebilmişti.

O zihniyet ki, 1944’te Avusturya’da 7 bin Kuzey Kafkasyalı’yı katletmiş, Drau Nehrini kızıla boyamıştı. Aynı dönemde yine aynı zihniyet, 700 bin Çeçen kardeşimizi Sibirya’ya sürmüştü. 150 bin Karaçay kardeşimizi de Çeçenlere yoldaş etmişti.

 

Elbette ki; zulümler, soykırımlar, sürgünler bunlarla sınırlı değildi…

Biz ne bunları ne de buna benzer katliamları unutmadık.

Nasıl ki; Kazanıko Jabağıları, Kaytuko Aslanbekleri, İmam Mansurları, İmam Şamilleri, Muhammed Eminleri, Hacı Grandük Berzegleri, Tuğujuko Kızbecleri, unutmadıysak…

Annaları, Natalyaları da unutmadık…

Ölümle tehdit edilen o kadar bizden birileri ya da bize yakın birileri var ki…

Unutmak mümkün değil…

 

Bir sözümüz de bu yakaya…

Biz, diasporada yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kuzey Kafkasyalılar…

Türkiye Cumhuriyeti’nden sadece adalet bekliyoruz…

Uluslararası konjonktürel değişimlerin, devletlerarası pazarlıkların, hükümetler arası ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ stratejilerinin; konusu ya da pazarlık malzemesi olmak istemiyoruz.

 

Atalarımızın kanıyla sulanmış topraklarda, sahte barış nutukları atılarak olimpiyat müsamereleri düzenlemesine karşı çıktığımız için tehdit edilmek istemiyoruz.

 

Biz; özgür yaşamak istiyoruz…

İnsan gibi yaşamak istiyoruz…

Düşüncelerimizi yüksek sesle dile getirebilmek istiyoruz…

Can güvenliğimizin sağlanmasını istiyoruz…

 

O notta yazanlardan korktuğumuz için değil!

Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğuna inanmak için istiyoruz bunları…

 

Eğer bu mümkün değilse;

O kirli notta yazanların muhatabı Kubanlar olarak…

Birer tehdit notu da biz istiyoruz!..

Samsun BKD

12/06/2012