Kamuoyunun Dikkatine,



Kamuoyunun Dikkatine,

Türkiye’deki Kuzey Kafkasya Diasporası, bugünlerde hareketli günler yaşıyor.

İçimizden birini, bizden birini ölümle tehdit ettiler.

İtiraf etmek gerekirse, bu hareketliliğin daha erken başlayacağını düşünüyorduk.

Bize göre; 22 yıl önce Akua (Sohum)’da ilan edilen ‘21 Mayıs direniş ve diriliş şuuru’nun Kafkas diasporalarında bulduğu pozitif karşılığın ve özellikle Türkiye diasporasının son yıllarda artan bir ivmeyle büyüyen aktiviteleri daha erken tepkiler almalıydı.

Çünkü biz; bugün bizden rahatsız olanlara dün ve önceki gün de ‘geliyoruz’ demiştik.

Bunu da kısık sesle değil, Taksim’in göbeğinde; Rus Konsolosluğu’nun önünde yüksek sesle dile getirmiştik:

‘Rusya, biz geri geldik!’ diye avazımız çıktığı kadar yüksek bir sesle tepkimizi dile getirmiştik.

Anlaşılan muhatabımız kararlılığımızı geç fark etti.

Ve çok da yabancısı olmadığı metodolojisini devreye soktu.

Evet, bizden birini ölümle tehdit ettiler.

Tam da ‘No Sochi’ kampanyasının en çok destek gördüğü ve sadece Türkiye’deki değil dünyadaki tüm etkin unsurların konuyu gündemlerine taşıyacakları dönemin arifesinde gerçekleşiyor bu tehdit…

Yani oyun içinde oyun…

Biz bu zihniyete yabancı değiliz, tanıyoruz…

Yüzyıllardır tüm Kuzey Kafkasyalılara; zulümleri, sürgünleri, soykırımları kim yaptıysa; Kuban Kural’ın şahsında tekrar ve hepimize yapılan bu tehdit de aynı zihniyetin ürünüdür.

O zihniyet ki; 300 yılı aşkın süren savaşın sonunda, sırtını denize dayayan bizleri vatanımızdan söküp atmıştı.

Zulmün sözlüklerde yer alan tüm anlamlarını atalarımıza yaşatmış, soykırımın en etkili metotlarını Kafkasyalılar’a uygulamış ve sürgünün en acısını tarihimize kazımıştı.

Unutmadık, unutmayacağız…

 

O zihniyet ki; 21 Mayıs 1864’te St. Petersburg’da ‘Çerkesya artık yok!’ diye manşet attırmıştı.

Bir milletin yaşayabileceği en ağır travmaları bize yaşatan o zihniyet, bunu bir zafer sloganına dönüştürebilmişti.

O zihniyet ki, 1944’te Avusturya’da 7 bin Kuzey Kafkasyalı’yı katletmiş, Drau Nehrini kızıla boyamıştı. Aynı dönemde yine aynı zihniyet, 700 bin Çeçen kardeşimizi Sibirya’ya sürmüştü. 150 bin Karaçay kardeşimizi de Çeçenlere yoldaş etmişti.

 

Elbette ki; zulümler, soykırımlar, sürgünler bunlarla sınırlı değildi…

Biz ne bunları ne de buna benzer katliamları unutmadık.

Nasıl ki; Kazanıko Jabağıları, Kaytuko Aslanbekleri, İmam Mansurları, İmam Şamilleri, Muhammed Eminleri, Hacı Grandük Berzegleri, Tuğujuko Kızbecleri, unutmadıysak…

Annaları, Natalyaları da unutmadık…

Ölümle tehdit edilen o kadar bizden birileri ya da bize yakın birileri var ki…

Unutmak mümkün değil…

 

Bir sözümüz de bu yakaya…

Biz, diasporada yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kuzey Kafkasyalılar…

Türkiye Cumhuriyeti’nden sadece adalet bekliyoruz…

Uluslararası konjonktürel değişimlerin, devletlerarası pazarlıkların, hükümetler arası ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ stratejilerinin; konusu ya da pazarlık malzemesi olmak istemiyoruz.

 

Atalarımızın kanıyla sulanmış topraklarda, sahte barış nutukları atılarak olimpiyat müsamereleri düzenlemesine karşı çıktığımız için tehdit edilmek istemiyoruz.

 

Biz; özgür yaşamak istiyoruz…

İnsan gibi yaşamak istiyoruz…

Düşüncelerimizi yüksek sesle dile getirebilmek istiyoruz…

Can güvenliğimizin sağlanmasını istiyoruz…

 

O notta yazanlardan korktuğumuz için değil!

Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğuna inanmak için istiyoruz bunları…

 

Eğer bu mümkün değilse;

O kirli notta yazanların muhatabı Kubanlar olarak…

Birer tehdit notu da biz istiyoruz!..

Samsun BKD

12/06/2012

More in this category: « Kamuoyuna Duyuru