İmam Mansur

Kuzey Kafkasya'da Kaytuko Arslanbek döneminden sonra ilk ulusal birliği oluşturan, bu amaçla Müridizm hareketini kuran devlet adamı Çeçen İmam Mansur’da Birleşik Kafkasya Hareketi’nin ilk kilometre taşlarından birisidir.

mansur.jpgİmam Mansur bu döneme kadar dağınık birlikler halinde gerilla savaşı veren halkları “Gazavat” bayrağı altında topladı. İslam ahlakı ve kurallarının askeri ve siyasi disiplin ile bütünleştirilmesi suretiyle, önce Rus istilasına karşı koymaya azimli bir sosyal yapılaşmanın tesisi sağlayan Müridizm hareketi, akabinde uluslaşma süreci ve nihayetinde de bağımsız, birleşik bir “Kuzey Kafkasya Devleti”nin kurulmasını hedefleyen bir siyasi otorite şeklini alarak kısa sürede gelişti ve tüm Kuzey Kafkasya’yı etkisi altına aldı.[1] 

Asıl adı Uçermak (Rusça “Uşurma” ) olan Kafkas halklarının ulusal önderlerinden İmam Mansur’a “Mansur” [2] adı “halk tarafından önder seçildikten sonra” verilmiştir.[3]Yirmili yaşlarda Dağıstan’da bitirdiği eğitim ve öğretim döneminden sonra köyüne, Aldı’ya dönen Mansur, “Aldı camiindeki vaazları ve hutbeleriyle dikkat çekmeye başlamıştır.”[4] 

Mansur, II. Katerina'nın, Deli Petro'nun vasiyetleri arasında yer alan “güneye, sıcak denizlere doğru yayılma” planlarını uygulayacağı bir dönemde ortaya çıkmıştı. Kafkasya'yı sarmaya başlayan Rus tehlikesine karşı durulması gerektiğini söyleyen Mansur, cami cami dolaşarak verdiği vaazlar da insanları kötülüklerden sakınmaya, mücadele etmeye ve birlik içinde davranmaya çağırıyordu.

Mansur, içinde yaşadığı toplumun zaaflarını ve eksikliklerini biliyor, topyekün bir mücadele için, Kaytuko Arslanbek döneminde Kazanuko Jabağı’nın da üzerinde önemle durduğu bu toplumsal problemlerin ortadan kaldırılmasına çaba gösteriyordu.

Her şeyden önce manen hazırlanmak amacıyla Mansur, Dağlıların ahlak bakımından ıslah edilmelerini öne aldı. Zira tarihin de tanıklık ettiği gibi Ruslarla temasa giren Dağlı toplumlarında sigara, tütün, sarhoş edici ve uyuşturucu maddeler yaygınlaşmış, ahlak dışı davranışlar baş göstermişti. Ulusları ahlaki değerlerden ayıran ve yozlaştırma Rus uygarlığının Dağlılar üzerindeki etkisi böyle başlamıştı.Ahlakın ve manevi temellerin sarsılması karşısında, herhangi bir insan topluluğunun (aile, sosyal kuruluşlar, takımlar ve uluslar gibi) yüksek ve uygar bir eser oluşturamayacağını takdir eden Mansur, ulusu çöküşe ve yok olmaya götüren hastalıkları tedavi için enerjik bir eyleme girişti. Rusya’ya kölecesine boyun eğmek tehlikesi karşısında onun vaazlarından çıkan anlamı dikkatle kavramaktan kendisini alamayan ulus, insan benliğini ortadan kaldıran zararlı alışkanlıklardan memnuniyetle elini çekti. Bu eylemi sırasında Mansur’un gösterdiği başarıların sonucunda, sözün tam anlamıyla ulus, yeniden doğarcasına değişti. Sınırsız namusluluk, karşılıklı saygı ve güven, ciddiyet ve uyanıklık Dağlıların yaşamında olağan bir durum aldı. Mansur bütün bunları doğal olarak, insanı bilinçli ve yüksek bir yaşam için yaratmış olan Allah adına öneriyordu.”[5] 

murid3.jpgMansur tebliğlerinden kısa zamanda sonuç aldı. Çeçenya’da taraftarları büyümüş ve şöhreti de artmıştı. “Onun hitabet gücü, ikna yeteneği, cesareti ve kararlılığı komşu kavim ve kabileler arasında birleştirici bir rol oynamıştır.”[6]. 1785 yılında Çerkesya[7] ve diğer Kafkas bölgelerinden gelen temsilciler onu kendilerine “İmam” seçtiler ve “Gazavat”ı (özgürlük ve bağımsızlık için savaş)  ilan ettiler.

"Dağlıları birleştiren ve canlandıran Mansur’un ünü bü­tün Kuzey Kafkasya’ya yayıldı. Tüm Dağlı halklar onun ken­di aralarında görünmesini sabırsızlıkla beklemeye başladı­lar. Hatta merkezi ve Batı Kafkasya’da yeni doğan çocuklara onun adı verildi.Bu suretle Mansur, Dağlıları manevi yönden yeniden diriltmek demek olan ilk görevini beklenilmeyen bir hızla gerçekleştirdi. Bunun nedeni de belliydi. Kafkasya dağlarının o görkemli doğası hiçliğe, çirkinliğe ve alçaklığa dayanamıyordu. İnsan ise yaratılışı gereği kendisini çepeçevre saran doğaya ve etkisine karşı uyum sağlamaya yö­neliktir. Yalnız Kafkasyalıların değil, tüm Dağlıların özgür­lük severliği, cesaretleri, yiğitlikleri ve gönül yücelikleri her zaman bundan kaynaklanıyordu.Fakat Ruslar uyumuyor. Dağlıların ulusal kıpırdanışlarını dikkatle izliyorlardı. Bu uyanış Rusları tedirgin ediyor ve kalplerini korkuyla dolduruyordu. ‘Kafkas Savaşı’ yazarı Potto, Mansur’un ıslahatını ‘özgürlük uğrunda gazavat’ biçiminde nitelendirir. Ülkü ve amaç bakımından yalnızca si­yasal olan bu hareket, sonuçları bakımından Kafkasya’daki Rus egemenliği için tehlikeli bir biçim alıyordu. Yukarı­da adı geçen yazar şunları yazıyor:‘Şeyh Mansur’un en tutkulu ve inatçı amaçlarından biri, tüm Dağlı halkları birleşik duruma getirmekti. Rus silahının bütün çabası bu harekete engel olmak için harcanıyordu.’‘Rusların Kafkasya’da Savaşı ve Egemenliği Tarihi’ yazarı, Dubrovin’in itirafına göre; ‘tüm Dağlıları bir bütün durumunda birleştirme çabası Kafkas komutanlığı tarafından savsaklanamazdı. Bir bütün durumunda birleşecek olan Dağlılar, önemli bir güç oluşturabilirdi.’Kafkasya müridizmi karşısında Rus hükümetinin tedirgin olması ve korkuya düşmesinin nedenlerinden birisi de, bu hareketin kavram bakımından açık ve parlak bir görünümle biçimlenen demokratizm olmasıydı. Çünkü bu hare­ket özgürlüğe ve halka dayanıyor ve en önemlisi köleliğe yer vermiyordu. Halkın tasarrufunda olan toprağın mülkiyeti Allah’a aitti. Bu yeni mezhep aynı zamanda her Dağlının ‘ben’ liğini en yüksek olgunluğa erdirmek zorunda olduğunu da emrediyordu.” [8] 

Ruslar bütün Kafkasya’nın bağımsızlığı uğrunda kutsal savaş olan Gazavatın, yalnız dağlıları değil bütün Kafkasya halklarını birleştirmesinden korkuyordu.[9] “Müridizmin kurmuş olduğu siyasal egemenliğin” sayesinde “Dağlıların maddi olanakları çok artmıştı. Artık Dağlıların yetkin ve müstahkem kaleleri, demir ve barut yapımevleri vardı. Gittikçe yüzü değişen doğu Kafkasya, ordumuz için işgali olanaksız bir duruma gelmişti.” [10]Tamı tamına denmese bile müridizm, herhalde ana çizgileriyle bir ideali gerçekleştirdi ve yarattığı kardeşlik birliğini bize karşı askeri bir makine durumuna koydu. Dağlardaki halklar yeniden doğarcasına tamamen değişti.İtirazsız herkese emreden müridizm olanaklarının eksikliğini enerjiyle giderdi: Yüz yıllar boyunca yasa tanımayan dağlarda sosyal bir potansiyel, yiyecek depoları, ba­rut yapımevleri, batarya ve kaleler oluşturmayı başardı. Düzensiz ve bağlantısız toplumların yerine dağlarda bizi, hücumlarımızı ortak kuvvetle püskürten kilitlenmiş bir kit­le karşıladı.”[11]Müridzm bu insanların ne kadar saf bir kalp taşıdıklarını, tüm varlıklarına değin işleyen ilk ve ortak ülkünün ne kadar ateşli olduğunu, öz benliklerinden vazgeçtiklerini, dindar ve özverili olduklarını ortaya koydu. Yüzyıllardan beri devam eden askeri yaşamın oluşturduğu bütün enerjilerini onun hizmetine sundular.”[12] 

murid1.jpgRusya İmam Mansur’un önderliğindeki müridizm hareketini engellemek için hareketin merkezi Aldı köyüne 26 Haziran 1785 tarihinde saldırdılar. Amaçları “Mansur’u ölü ya da diri yakalamak”tı.[13] Mansur uzun süre savaşmamak için direndi.[14] Rusların 30-40 hanelik Aldı Köyüne ısrarlı saldırılarına ve müritlerinin savaşma isteğine en sonunda boyun eğen Mansur’da savaşa katıldı ve Çeçenler savaşı kazandılar.

“Bu savaşın kazanılması İmam Mansur’un adını bir çırpıda her tarafa yaymıştır. Çeçenlerin bu başarısı diğer Kuzey Kafkasya halklarının yüreklerini kamçılayan bir başarı olmuştur. Avar, Lak, Gazikumuk gibi Dağıstanlılar, Oset, Kabardey gibi Orta Kafkasyalılar, başlarında kendi önderleri olduğu halde ikiyüzlü, üçyüzlü, altıyüzlü öbekler halinde, İmam Mansur’un bayrağı altında toplanmaya başlamıştır.”[15] 

Aldı savaşından sonra yenilgiyi hazmedemeyen Ruslar “Çevre kalelerde mevcut bulunan askerlerini toplamışlar, top ve cephaneyle destekleyip İmam Mansur’un üstüne yeniden saldırmışlardır. Bu ikinci saldırıya şiddetle karşı koyan Çeçenler Rusları yine püskürtmüşlerdir.”[16](Tatartüp Savaşı- 30 Ekim 1785)[17] 

İmam Mansur’un kazandığı bu iki zafer komşu halklardan Adigeleri de (Kabardey) hareketlendirmiş “başta Kumkale (Giyorgiyevsk) olmak üzeri, Kabardey-Rus sınırındaki düşman kalelerini vurmaya başlamışlardır. Kabardeyler ayrıca İmam Mansur’dan yardım isteyip aralarına davet etmişlerdir. Mansur da bu davete uymuş, Kabardeyler arasına gitmiştir.”[18] 

İmam Mansur 1785 yılı boyunca, oluşturduğu “Birleşik Kafkasya Ordusu”nun başına geçerek Mezdegu’den Terekkale’ye kadar uzanan ve Rusya’nın Gürcistan ile irtibatını sağlayan tüm Rus kaleleri hattını tahrip etti.[19] Kızlyar Kalesini Ruslardan almak için 15 Temmuz ve 19 Ağustos tarihlerinde olmak üzere iki kez kuşattı.[20] 29 Temmuz 1785 Tarihinde Kumkale (Giyorgiyevsk)'yi aldı.[21] 1786'de Küçük Kabardey Bölgesi'ni işgalden kurtardı. 1786 yılı ilkbaharında başlatılan karşı taarruzlarla “Ruslar Kuban hattından geriye atılmış, savaşlar arılıklarla sonbahara kadar devam etmiştir”.[22]

“İmam Mansur’un Kuzey Kafkasya’yı “yeni bir bilinçle”  örgütlemeye başlaması bölgede hakimiyet kurumaya çalışan iki büyük gücü oldukça telaşlandırmıştır. Mansur, Rusya ve Anapa’daki Osmanlı Valisi Ferah Ali Paşa tarafından çift yönlü bir baskıya ve engellemeye uğramıştır.”[23] Rusların ve Osmanlıların karşı propagandaları ve fiili engellemeleri Müridizm hareketini zayıflatmasına rağmen, Mansur aktif mücadeleden geri çekilmemiş bir yandan örgütlenme çabalarına devam ederken bir yandan da Ruslarla yıpratma savaşlarına devam etmiştir.

1787 yılında Osmanlı-Rus savaşı başlayınca Osmanlı Devleti, takip ettiği pasifleştirme politikasından vazgeçerek Kafkasyalıları kendi yanlarında savaşmaları için teşvik etmiştir. Aslında buna gerek yoktu. İmam Mansur komutasındaki “Birleşik Kafkasya Birlikleri” zaten savaşıyorlardı.

murid2.jpgAnapa[24] ve Tsemez’i ele geçirme emri alan Rus Ordusu’nun Kuban’ın güneyine inmesi, İmam Mansur’un emrindeki Birleşik Kafkasya Birlikleri”ni de hareket geçirdi ve Vurıp ve Labe nehirlerinin istikametinde Obun mevkiinde iki ordu çarpışmaya başladılar. Her iki tarafından büyük kayıplar verdiği bu savaşta, “Birleşik Kafkasya Birlikleri”  Rus ordusunu geri püskürterek Anapa kalesi çevresini kontrol altına aldılar.[25] 

Anapa Kalesi savunmasına destek olmak amacıyla Osmanlı Devleti’nin görevlendirdiği Serasker Canikli Battal Hüseyin Paşa çok gecikmeli olarak ve zoraki Anapa’ya geldi. Serasker’in isteği üzerine İstanbul’dan 30.000 asker, erzak, cephane ve mühimmat yola çıkarıldı.Anapa çevresinden ayrılmayan Rus birlikleri ile Osmanlı ve Birleşik Kafkasya Birlikleri arasında yıpratma savaşları devam ederken, Serasker Canikli Battal Hüseyin Paşa’nın kaba ve yakışıksız davranışları yüzünden, İmam Mansur ve kale halkı oldukça kırılmış ve Mansur Çeçenya’ya dönmüşse de, [26] bölge halkının ve Osmanlı Devleti’nin ricaları üzerine[27] Anapa’ya tekrar geri gelmiştir.

Osmanlı Devleti’nin Kuban içlerine doğru harekete geçmesini istediği Serasker Canikli Battal Hüseyin Paşa uzun süre yerinden kımıldamamış, Kaptanıderya Gazi Hasan Paşa’nın emrindeki Osmanlı Donanması’nın, idam yetkisine sahip Mahmut Haseki Ağa’yla birlikte 1790’ın Ağustos ayında Anapa önlerine gelmesi üzerine korkarak Kuban içlerine doğru yola çıkmıştır. 12 saatlik yolu 63 saatte giderek Kuban ötesine geçen ve Ruslarla çarpışmamak için çeşitli bahaneler ileri süren Battal Hüseyin Paşa en sonunda ordusunu bırakarak Ruslara sığınmıştır. Başsız kalan Osmanlı Ordusu ve Çerkes Süvarileri, 15 Eylül 1790 tarihinde Anapa’ya geri çekilmişlerdir.[28] Bu arada İmam Mansur ve Birleşik Kafkasya Birlikleri” Rus ordusuyla Khoperskoy kasabası civarında savaşıyorlardı. Osmanlı Ordusundan gelmeyen yardım yüzünden ağır kayıplar veren “Birleşik Kafkasya Birlikleri”  büyük bir gayret göstererek Rus birliklerini geri çekilmek zorunda bırakmıştır.[29] 

Rusya bir yıl hazırlık yaptıktan sonra 21 Haziran 1791 tarihinde büyük bir birlikle[30] Anapa’yı yeniden kuşatmıştır.22 Haziran günü kale içine sızmayı başaran Rus birliklerine Osmanlı Ordusu ve Birleşik Kafkasya Birlikleri”  sokak savaşlarıyla karşılık vermiş, 14 gün süren direniş sonucunda Anapa savunucuları yenilmişlerdir.[31]Anapa'da 93 subay ve 4000 nefer yitirmiş olmasına rağmen İmam Mansur'un yaralı olarak esir alınması Rusya'da büyük bir sevinç yaratmıştır. Tedavisinden sonra Çariçe II. Katerina kendisini kabul etmiş, 15 Ekim 1791'de St. Petersburg'dan Şlisselburg'a sevk edilmiş ve Şlisselburg Kalesine hapsedilmiştir. 10 Ocak 1792 Osmanlı-Rus Yaş Antlaşması'ndan sonra St. Petersburg'a gönderilen Mustafa Rasih Paşa, esirlerin mübadelesi işleri sırasında İmam Mansur'un Osmanlı'ya teslimini istemiş fakat Rus makamlarınca Mansur'un Çeçen olduğu ve Osmanlı tebaası olmadığı kendilerine bildirilmiş, bu sebeple netice alınamamıştır.[32]

İmam Mansur Rusya’nın iç bölgelerindeki Şlisselburg hapishanesinde 13 Nisan 1794 yılında çok sevdiği dağlarından uzakta nemli bir zindan odasında öldüğünde, arkasında unutmayacak bir mücadele örneği bırakmıştır. Kafkasya Müridizmi Hareketi, İmam Mansur’dan sonra İmam Hadis ve Taymi Beybulat tarafında da sürdürülmüş, İmam Şamil ve Muhammed Emin dönemlerinde ise kurumlaşmış ve devlet örgütlenmesine sahip olmuştur.

Kuzey Kafkasya'nın sonradan uğradığı bütün yıkımlar bu hareketin zafere ulaşamamasından ileri gelmiştir. Eğer Kafkasya müridizminin idesi zafer kazanmış olsaydı, bağımsız Kuzey Kafkasya devletinin oluşmasından başka, mutlak adalet, güvenlik ve disiplin bakımından tam demokratize anlamında, ülkenin tüm sosyo-ekonomik yaşamı da otomatik surette ıslah edilmiş olacaktı. Bununla da, zararlı ve tehlikeli bir demagojiden ibaret olan Avrupa de­mokratik özgürlüklerinin egemenlik olasılığına da set çekilmiş olurdu. Rus monarşist ve Rus komünist egemenliklerinin, dağ halklarının vicdanları üzerinde uyguladıkları deneylere de gereksinme kalmazdı.[33]



[1] Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, Abreklerin Günlüğü, Yıl: 2, Sayı: 17, sf: 5, Mayıs 1999, Samsun.

[2] Muzaffer, zafer kazanan.

[3] Kafkasya Müridizmi (Gazavat Tarihi), Aytek Kundukh, Haz: Tarık Cemal Kutlu, Gözde Kitaplar Yay., sf: 33-34, İst. 1987.

[4] İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 19, İst.1987.

[5] Kafkasya Müridizmi (Gazavat Tarihi), Aytek Kundukh, Haz: Tarık Cemal Kutlu, Gözde Kitaplar Yay., sf: 31, İst. 1987.

[6] İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 20, İst.1987.

[7] Bu seçim sırasında delegeler arasında Çerkesya’yı temsilen Atajukin, Hacı Girey, Yedic gibi pşiler (Kinyaz-bey) de bulunuyordu. (Nart, Jizn Mansura, Konstantinapol 1924, s. 14,15.) İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 20, İst.1987.

 

[8] Kafkasya Müridizmi (Gazavat Tarihi), Aytek Kundukh, Haz: Tarık Cemal Kutlu, Gözde Kitaplar Yay., sf: 34, İst. 1987.

[9] Kafkasya Müridizmi (Gazavat Tarihi), Aytek Kundukh, Haz: Tarık Cemal Kutlu, Gözde Kitaplar Yay., sf: 22, İst. 1987.[10] Rus Tarihçi General Fadeyev’den alıntı. Kafkasya Müridizmi (Gazavat Tarihi), Aytek Kundukh, Haz: Tarık Cemal Kutlu, Gözde Kitaplar Yay., sf: 24, İst. 1987.

[11] Rus Tarihçi General Fadeyev’den alıntı. Kafkasya Müridizmi (Gazavat Tarihi), Aytek Kundukh, Haz: Tarık Cemal Kutlu, Gözde Kitaplar Yay., sf: 29, İst. 1987.

[12] Rus Tarihçi General Fadeyev’den alıntı. Kafkasya Müridizmi (Gazavat Tarihi), Aytek Kundukh, Haz: Tarık Cemal Kutlu, Gözde Kitaplar Yay., sf: 24, İst. 1987.

[13] İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 22, İst.1987.

[14] Rus taarruzunun başlangıcında İmam Mansur doğrudan doğruya savaş katılmamıştır. İmam Mansur savaştan önce Albay Pierri’ye bir elçi göndermiş; Osmanlı Devleti ile Rusya arasında barış olduğunu, kendisi her ne kadar imamsa da emir almadan savaşmaya izinli olmadığını, Rusların kendi sınırlarına çekilmelerini bildirmiştir. Albay Pierri elçi ile gelen bu öneriyi geri çevirmiş ve İmam Mansur’dan savaş alanına inmesini istemiştir. İmamın müritleri derlenip toparlanıp düşmanı beklediği halde Mansur’un kendisinde bir hareket görülmemiştir. (T.C. Başbakanlık Arşivi, Hatt-i Hümayun, No: 1011-D), İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 22, İst.1987.

[15] (Nart, Jizn Mansura, Konstantinapol 1924, s. 17,18.) İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 23, İst.1987.

[16] (T.C. Başbakanlık Arşivi, Hatt-i Hümayun, No: 1011-B), İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 32, İst.1987.

[17] Geniş bilgi için bkz: İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 47-48, İst.1987.

[18] (T.C. Başbakanlık Arşivi, Hatt-i Hümayun, No: 1011-B), İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 32, İst.1987.

[19] Bu hat Gürcistan, 1783 antlaşmasını ihlal gerekçesiyle, Rusya’ya ilhak edildikten sonra Ruslar tarafından ancak 1802 yılında yeniden kurulabildi.

[20] T.C. Başbakanlık Arşivi,  Hatt-i Hümayun, No: 1305-A.

[21] (T.C. Başbakanlık Arşivi, Hatt-i Hümayun, No: 1011-D), İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 32, İst.1987.

[22] İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 49, İst.1987. Bu konuda geniş bilgi için bkz: Tarihte Kafkasya, İsmail Berkok, sf: 385, İstanbul 1958.

[23] Kafkasya Müridizmi (Gazavat Tarihi), Aytek Kundukh, Haz: Tarık Cemal Kutlu, Gözde Kitaplar Yay., sf: 47, İst. 1987. Daha geniş bilgi için bkz: a.g.e., sf: 40-45.

[24] Bu kale, Rusya’ya karşı savaşta Osmanlı Devleti’nin desteğini arayan yerli Adiğe önderleriyle yapılan antlaşma üzerine inşa edilmişti.

 

[25] (T.C. Başbakanlık Arşivi, Cevdet Askeriye, No: 4681), İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 51, İst.1987.

 

[26] (T.C. Başbakanlık Arşivi, Cevdet Askeriye, No: 4681), İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 52, İst.1987.

 

[27] (T.C. Başbakanlık Arşivi, Cevdet Askeriye, No: 5515), İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 52, İst.1987.

[28] Kuban ötesinde, Battal Hüseyin Paşa’nın teslimi ile başsız kalan Osmanlı Ordusu 2 Ekim 1790 günü Anapa’ya döküldü. Sarı Abdullah Paşa Anapa seraskerliğine atandı ise de, bir yıl boyunca valisi bulunduğu Trabzon’dan ayrılmadı. İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 53, İst.1987.

[29] İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 52-53, İst.1987.

[30] General Kont Gudoviç komutasındaki Rus ordusunda, 15 tabur piyade, 3000 nişancı, 54 süvari bölüğü, 2 Kazak alayı ve 50 top vardı.

[31] İmam Mansur, Tarık Cemal Kutlu, Bayrak Yay., sf: 54, İst.1987.

[32] Kadircan KAFLI. Şimâli Kafkasya, İstanbul 1942, s.87

[33] Kafkasya Müridizmi (Gazavat Tarihi), Aytek Kundukh, Haz: Tarık Cemal Kutlu, Gözde Kitaplar Yay., sf: 28-29, İst. 1987.

 

Samsun BKD