KUZEYBATI KAFKASYA'DA ERMENİ SORUNUNDAN AHISKA TÜRKLERİ SORUNUNA NASIL GEÇİLDİ?

Hasan Kanbolat

 

Rusya Federasyonu'nun Karadeniz'e tek çıkış kapısı olan Krasnodar eyaleti,  stratejik ve ekonomik açılardan önemli bir bölgedir. Kuzeybatı Kafkasya'da bulunan Krasnodar, ılıman iklimi ile birlikte verimli topraklara sahip olması, petrol ve doğal gaz boru hatlarının geçiş bölgesinde bulunması, sanayisi ve limanları (Novorosisk, Soçi) ile Rusya Federasyonu'nun en gelişmiş bölgelerinden birini oluşturmasıyla stratejik ve ekonomik önemini ortaya koymaktadır. 75.500 km2 yüzölçüme ve 4.987.100 (1994) nüfusa sahip olan Krasnodar eyaletinin % 86,7'sini Ruslar (% 87,39 Slav kökenlidir. Rus, Ukraynalı, Kossak) oluşturmaktadır. Söz konusu eyalette 140.000 Ermeni ve 20.000 Ahıska Türkü de yaşamaktadır. Krasnodar'da yerel (Rus, Ukraynalı, Kossak, Adige) nüfusun 1990'dan beri azalmasına rağmen, mülteci nüfusunun giderek artması, eyalet nüfusunun etnik yapısının hızla değişmesine yol açmaya başlamıştır. Bu durum, Rusya Federasyonu'nu endişelendirmeye başlamıştır. Nitekim, Krasnodar'daki mülteci artışı: 1980-83 arasında 76.890, 1984-87 arasında 119.708, 1988-91 arasında 203.878 kişi olmuştur.

Krasnodar nüfusunun etnik yapısının hızla değişmesi büyük ölçüde bölgede yaşayan Ermenilerden kaynaklanmaktadır. Son 10 yılda ikiye katlanarak hızla artan Ermeni nüfusunun yaklaşık 50 bini Krasnodar'a son beş yıl içinde yerleşmiştir. Rusya Federasyonu ile Ermenistan arasındaki vizeyi kaldıran 25 Eylül 2000 tarihli anlaşma ile Ermenilerin bölgeye göçü daha da hızlanmıştır. Günümüzde yalnız Soçi'de Ermenistanlı öğretmenlerce eğitim verilen 3 Ermeni okulu faaliyettedir. 2002 yılı içinde Ermeni-Gregoryen kilisesinin de açılmasının beklendiği Soçi'de Ermenistan Cumhuriyeti konsolosluk açmak istemektedir. Böylece Ermeniler, Rusya Federasyonu'nun Karadeniz'e tek çıkış kapısı olan Kuzeybatı Kafkasya'daki nufus yapısını kendi lehlerine değiştirmeye başlamışlardır. Nitekim, Kuzeybatı Kafkasya, Ermeni milliyetçilerin "denizden denize Ermenistan (Haydat Doktrini)"nin kuzeybatı kanadını oluşturmaktadır. Ermeni nufusunun hızla artması sonucunda, Krasnodar yerel yönetimi büyük çoğunluğu Ermeni kökenli olan yasadışı göçmenlere karşı olan tutumunu sertleştirmeye başlamıştır. Mart 2002'de Krasnodar Parlamentosu yasadışı göçmenleri sınır dışı edebilmeye olanak tanıyan "Yerleşim ve Oturum" yasasını kabul etmiştir. Bu durum karşısında Rusya Ermenileri ABD yönetimini Moskova'ya baskı yapmaya zorlamaya başlamış, söz konusu olay Erivan'ın da devreye girmesiyle uluslararası bir boyut kazanmış ve Rus yetkililer geri adım atmak zorunda kalmıştır. Böylece Ermeniler, etnik gerginliğin hedefi olmaktan çıkmışlardır.

Krasnodar Ermenilerinin dünya kamuoyunun desteğini alarak hedef durumundan kurtulmalarına karşın, Krasnodar'da yaşayan Ahıska Türkleri, Ermenilerin siyasi mücadele sahnesini terk etmesi sonucunda bölgedeki etnik gerginliğin hedefi haline gelmişlerdir. Söz konusu bu gelişmeler sonucunda, Türkiye ve  Krasnodar'da bulunan Ahıska Türklerinin sivil toplum kuruluşları çok yanlış bir politika içine girerek yerel Rus yönetimi ile karşı karşıya kalmışlar ve farkında olmadan gerginliğin asıl aktörü olan Krasnodar Ermenileri için siyasi hak mücadelesine girmişlerdir. Söz konusu süreç içerisinde Ahıska  Türklerinin Moskova'da bulunan Vatan Derneği, Türkiye'de bulunan Ahıska Türkleri Dernek Vakıfları ortaklaşa düzenledikleri basın toplantıları ile Krasnodar'da yaşayan Ahıska Türklerinin sorunları dile getirmeye başlamışlar ve Ahıska Türkleri ile Krasnodar yerel yönetimi arasındaki gerilim insan  hakları ihlallerine kadar büyümüştür. Nitekim, 5 Nisan 2002'de bir açıklama yapan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği de Ahıska Türkleri'ne karşı yapılan insan hakları ihlallerini tespit ve ilan etmiştir.

Ahıska Türkleri'nin Krasnodar yerel yönetimiyle olan sorunları ile  Ermeniler'in sorunlarının nitelik itibariyle birbirinden farklı olduğu  unutulmaktadır. Krasnodar'a mülteci olarak gelen Ahıska Türkleri'nin sorunlarının çözümü ve uzun vadeli çıkarları için Ahıskalıları hedef haline  getiren fiili durum oldukça zararlı gelişmelere yol açmaktadır. Ahıska  Türkleri'nin Krasnodar yerel yönetimi ile siyasal bir sorunu yoktur. Ahıska Türkleri, Kuzeybatı Kafkasya'da Rusya Federasyonu'nun stratejik güvenliği açısından mevcut ve potansiyel bir tehdit de oluşturmamaktadır. Ahıska Türklerinin ana sorununu uyruksuz oldukları için yasal oturma izni gibi en temel vatandaşlık haklarından mahrum olmaları oluşturmaktadır. Buna karşılık Krasnodar'da nüfusları hızla artan Ermeniler, Karadeniz'e doğru bir çıkış  yaratmak amacıyla Krasnodar'ı bir atlama taşı olarak kullanmak istemektedir. Esasen Rus yönetimi ile Ermeniler arasında olan ihtilaf, Ermenilerin stratejik bir şekilde aradan çıkması sonucu, Ahıska Türkleri ile Ruslar arasındaki bir gerilime dönüşmüştür. Rus-Ermeni ihtilafının olduğu bir ortamda, Ahıska Türklerinin Ruslarla olan sorunları dondurulmalı ve Ermenilerin Kafkasya'daki yayılmacı politikalarının bir ayağı olan Krasnodar'daki kazanımlarının önünü alabilmek için Ruslarla işbirliği halinde olunmalıdır. Çünkü, Türkiye'nin de Rusya Federasyonu'nunda menfaati Ahıska Türklerinin Ahıska'ya (Gürcistan'a) geri döndürülmesi ve Krasnodar'a Ermeni göçünün durdurulması yönündedir. Bunun için Türkiye'nin Rusya Federasyonu ile diyaloga geçmesi ve gerekirse Krasnodar bölge yönetimi ile diyalog sürecine girerek her şeyden önce Ahıska Türklerinin sahipsiz olmadığını göstermelidir. Türkiye'nin bölge halkları ile tarihi ve akrabalık bağlarının bulunduğu Kuzeybatı Kafkasya üzerine politikalarını belirlemesi gerekebilecektir. Aksi taktirde, 1944 Gürcistan ve 1989 Özbekistan'dan sonra yaşanacak üçüncü bir Ahıska Türkleri sürgünün Türkiye'nin beklenmedik zorluklarla yüzleşmesine yol açacaktır.

Rusya Federasyonu'nda uyruksuz olarak yaşayan Ahıska Türkleri sorununu etkileyen bir diğer faktörde Gürcistan'ın tutumudur. Gürcistan, 1999'da Avrupa Konseyi'ne üye olurken, Ahıska Türklerinin Gürcistan'a geri dönüşü ve iskân edilmeleri sorununun çözümüne ilişkin yasaları iki yıl içinde çıkarmayı ve geri dönüşü on iki yıl içinde tamamlamayı taahhüt etmiştir. Ancak Gürcistan'ın Avrupa Konseyi'ne üyeliğinden yaklaşık üç yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ söz konusu yasal çerçeve ile ilgili bir gelişme kaydedilememiştir. Ne Avrupa Konseyi'nin ne de konsey üyesi Türkiye'nin taahhütlerini yerine getirmeyen ve açıkça getirmeyeceğini belirten Gürcistan'a yönelik bir yaptırımı veya kınaması bile sözkonusu değildir.  Sorunun çözümünü etkileyen bir diğer faktör de bugünkü Gürcistan'da bulunan  Ahıska (Cavahetya)'da yaşayan Ermeni azınlığın ve Ermenistan'ın Tiflis'e  yönelik tutumudur. Nüfusun çoğunluğunu Ermenilerin oluşturduğu bölgede Gürcistan'ın fiili egemenliği zayıftır. Bölgedeki Ermeniler, Ahıska  Türklerinin Gürcistan'a geri dönüşüne şiddetle karşı çıkmakta ve Türklerin  geri getirilmesi halinde bölgede olayların çıkabileceğini imâ etmektedirler. Gürcistan da bölgedeki ayrılıkçı potansiyelin önünü alabilmek için Ermenileri rahatsız edecek gelişmelerden uzak durmaya özen göstermektedir.

Ahıska Türkleri günümüzde hem Kuzeybatı Kafkasya (Rusya Federasyonu) hem de  Güneybatı Kafkasya'da (Gürcistan) Ermeni Sorunu ile karşı karşıya kalmış ve  iki bölgede de Ermeniler yerine mevcut devletlerle siyasi hak mücadelesine  girmişlerdir. Söz konusu koşullar altında Türkiye'nin, Rusya Federasyonu ve  Gürcistan ile mevcut iyi ilişkilerini de dikkate alarak, üç ülkenin de üye olduğu Avrupa Konseyi'nde yapılacak çalışmalara hız vermesi ve üç ülkenin  üçlü görüşmeler gerçekleştirmesi Ahıska Türkleri sorununun çözümüne yapıcı  etkide bulunabilecektir. Söz konusu çerçevede, Rusya Federasyonu'nda bulunan  Ahıska Türklerine vatandaşlık haklarının verilmesi ve dileyenlerin Ahıska'ya (Gürcistan'a) yerleşmeleri soruna kalıcı bir çözüm sağlayabilecektir. 

 

Samsun BKD Arşivi Samsun BKD Kütüphane Makale KUZEYBATI KAFKASYA'DA ERMENİ SORUNUNDAN AHISKA TÜRKLERİ SORUNUNA NASIL GEÇİLDİ?