19. Yüzyılın İkinci Yarısında Kafkas Halkları ve Dağlı Halkların Bağımsızlık mücadelesi

S.K.BUSHUYEV

THE HISTORY OF RUSSIA, Bölüm: 16, Sayfa: 337-356, Çev: Tarık TOPCU

(Kafdağı Dergisi, Yıl:1, Sayı:6-7 sf: 13-24, Ankara 1987.)

ÇAR HÜKÜMETİNİN KAFKASYA’DAKİ İŞGAL POLİTİKASI: 

Rusya'nın Perslerle (1826-1828) ve Türkiye’yle (1827 -1829) yaptığı savaşlarda zafer kazanması Rus İmparatorluğu’nun gelecekteki fetihleri için bir basamak olarak kullanacağı Transkafkasya’ya saldırmasını olanaklı kıldı. Çeçenistan'ı, Dağıstan'ı ve Çerkesya'yı içine alan Doğu ve Kuzeydoğu[1] Kafkasya'nın fethedilmiş olarak görülmesine rağmen, gerçekte bu bölgelerin özgürlük aşığı dağlı halkları Çar politikasına karşı direniyorlardı ve henüz pasifize edilmemişlerdi. Çar Hükümeti, işgal edilen Kuzey Kafkasya vilayetleriyle Transkafkasya arasında bir tampon bölge oluşturan bu dağlı kabileleri boyunduruk altına alma zorunluluğuyla karşı karşıya kalmıştı.

Dağlı halk, Çarizmin sömürgeci boyunduruğunun ağır baskısından yakınmaktaydı. Verimli vadileri bırakarak dağlara sürülen dağlılardan alınan bu verimli topraklara, Çar hükümetinin emellerine destek olacakları gözüyle bakılan Kazak köyleri kurulmuştu. Çar Hükümeti bu özgürlük aşığı dağlılara karşı saldırılarına 19. yüzyılda başladı. Tekrar Ordu Kumandanlığına getirilen Paşkevich, 1837'de Çar'dan ''Dağlıları tamamen bastır, boyun eğmeyenleri yok et'' şeklinde emirler alıyordu. Paşkevich atalarınınkine eşit bir şevkle ve vahşice bir politika oluşturdu.

Çar Hükümetinin politik açıdan onur kırıcı, ekonomiyi çökerten ve sürekli baskısına karşılık dağlılar 1820'li yılların sonunda bağımsızlık mücadelesini başlattılar. Mücadele, Çarlığa ve onun uşakları olan yerel Hanlara yönelikti ve kısa sürede bir kitlesel halk hareketine dönüştü. Bu dağlıların sömürgeci Çar Hükümetine karşı verdiği bir mücadeleydi. Bu mücadelenin, İslamiyet’in bir tarikatı olan Müridizm'in dini bayrağı altında olması gerçeği Kafkas halklarının geri kalmış toplumsal yaşamlarıyla açıklanabilir.

 

MÜRİDİZM:

İslamiyet'in Kafkasya'da ilk olarak görünmesi 7. yüzyıldaki Arap fetihleri zamanına rastlar, fakat İslamiyet Kafkasya'da çok yavaş yayılmış ve 18. yüzyıla kadar dağlara girememişti. Doğuda eski zamanlardan beri bilinen ve Kafkasya'ya 15. yüzyılda giren Müslümanlık, rahiplerle çok az benzerlikleri olan Dervişlerin buyruklarıyla oluşturuldu. Orta ve Önasya'da iyi bilinen bu buyrukların öğretileri Dağıstan ve Çeçenistan'a ''yol'' yani kurtuluş yolu anlamına gelen Tarikat adı altında yayıldı. Tarikatçılar yani daha doğru olarak Müridler öğretmenlerinin isteklerine kayıtsız-şartsız itaat etmeye söz vermişlerdi. Bu da yüzden köylüleri ilk defa oluşturulan böyle bir hareketin önemini kanıtlayan bir gerçektir. Kafkasya'da tarikatın öğretileri tamamen diniydi ama sonraları Dağıstan köylüleri arasında yayılmasıyla tamamen askeri ve politik bir kişiliğe büründü. Rus araştırmacıları buna Müridizm adını verdiler.

Yarag köyünden Molla Muhammed veya Kurali Mohama 1823'te tarikatın Dağıstan'daki ilk öğreticisi olarak ortaya çıktı. Fakat onun öğretilerine Gimrili tanınmış bir vaiz; Gazi Muhammed, tarafından yeni bir biçim verilmiştir. Gazi Muhammed, tarikata askeri ve politik bir kişilik kazandırmış ve işgalcilerle birlikte feodal beylerin de dahil edildiği kafirlere karşı bir Mukaddes Savaş ve Gazavat fikrini ileri sürmüştür.

1820'li yılların sonlarında, Çar'ın istila politikasına karşı yürütülen mücadelenin şiddetlenmesi gerektiğini hocası Kuralı Mohama'dan daha hararetli bir şekilde savunan Gazi Muhammed, politik mücadeleye olan isteğe Müridizm'de daha açık bir ifade geliştirdi. Bu sırada Çar Hükümeti, dağlı kabileler arasındaki kavgalardan mümkün olduğu kadar çok yararlanmaya çalışıyordu. Bu nedenle Gazi Muhammed bu kavgaların sona ermesi için vaaz vermeye başladı ve hatta kan davasına bir son vererek kabileleri Çar Hükümetine karşı yapılan mücadelede birleştirmeye teşebbüs etti. Konuşmalarında, Müridizm ile bağımsızlık savaşının birleşmesinin yani Gazavat'ın gerekliliğine tekrar değindi. Lenin ''Politik bir direnişin dini çerçeve içinde ifade edilmesi yalnız Rusya için değil, gelişimlerinin belli aşamalarında tüm halklar için geçerli bir olgudur'' der. Marx'a göre Gazavat, dağlıların bağımsızlık için verdikleri en uygun mücadele biçimiydi. 

 

 

KUTSAL SAVAŞIN BAŞLAMASI: 

Gazi Muhammed nispeten kısa bir süre içinde Dağlı erkek nüfusunun büyük bir bölümünü etrafında topladı ve 1830-1832 yılları arasında başarılı bir dizi askeri harekat gerçekleştirdi. Gazi Muhammed'in askeri bir lider olarak kendisini kanıtladığı Vnezapnoya, Burnoya ve Derbent kalelerinin Dağlılar tarafından kuşatılması özellikle dikkate değer o1anlardır. Ama yöre Hanlarına ve özellikle Avar Hanedanlarına karşı yapılacak mücadeleler de Gazi Muhammed'in planları arasında yer almaktaydı.

Gazi Muhammed, bağımsızlık mücadelesi çalışmalarında bir devlet sisteminin unsurlarını yaratmaya çalıştı. Cemaatların (Köy kurultaylarının) ve Müridlerin çoğunluğunun desteğiyle Dağlıların İmam'ı veya askeri, manevi ve toplumsal yöneticisi oldu. 1832'de köyünü -Gimri Kalesini- kendilerini kuşatan Çar'ın birliklerine karşı savunurken silahı elinde olduğu halde öldü. 0 zamana ait bir hikaye Gazi Muhammed'in ''süngüler üzerinde asılı durduğunu'' ve mücadele ruhunu yükseltmek için Müridler tarafından muharebe alanına dikildiğini söyler.

Gimri'de Gazi Muhammed'le birlikte savaşan Şamil ciddi bir şekilde yaralanmasına rağmen düşman birliklerini yarmayı ve saklanmayı başarmıştı. Bu sırada, Doğu ve Kuzeybatı Kafkasya'da Çar Hükümeti ile Çerkes, Çeçen ve Dağıstan'lı dağlılar arasında şiddetli çarpışmalar olmaktaydı. Çerkesler savaşı Don ve Volga nehirlerine kadar taşımakla tehdit ediyorlardı. Rus Generalleri de askeri seferlere ve hücumlara başlamışlardı. Pasifize edilmiş Transkafkasya'da ardı-arkası kesilmeyen karışıklıklar patlak vermekteydi. Jaro-Belokan'da 1830'da artan vergilere karşı halkın başlattığı bir ayaklanma vardı; ayaklanma yaklaşık altı ay sürdü ve yerel feodal beylerinin de yardımıyla Çar Hükümeti tarafından vahşice bastırıldı. Aynı şey 1837'de Talych Hanlığında da yaşandı.

Çar Hükümeti Kafkasya'daki kuvvetlerini gittikçe artırıyordu. Her yerde askeri garnizonlar kurulmuştu. Karadeniz sahilinde, Karadeniz Hattı olarak bilinen ve Abhazya'dan Sujuk Kalesine kadar uzanan büyük askeri istihkam sistemleri inşa edildi. Kuzeydoğu Kafkasya'da Kafkas Hattı diye bilinen askeri istihkamların sayısı da arttırıldı.

1832'de toplanan Dağıstanlı Müridler, yaşlılar ve ruhban sınıfı geniş bir mürid kitlesinin lideri olan Gamzat Beyi Gazi Muhammed'in yerine geçmek üzere imam seçtiler. Gamzat Bey Çar Hükümetine karşı birleşmek üzere Avar Hanlarıyla müzakereye başladı, ama bu sırada Gamzat Bey'e bağlı bir grup köylü başlarında İmam olmadığı halde Hanları yendiler. Khanzukh Müridler tarafından işgal edildi ve önemsiz bir Avar Hanı olan Pokhu Bike yenildi. Gamzat Bey Khanıukh camiinde dua yapılırken haince öldürüldü ve cami ateşe verildi. Gamzat Bey'i öldürenler ve suikastı düzenleyenlerin başları Hacı Murat ve Osman'dı. Bu durumda Rus Generalleri, kuklaları durumundaki Hacı Murat'ın, Avar Hanlarının Müridlere karşı eskiden beri sürdürdükleri mücadeleyi üstlenmesiyle Avar memleketindeki konumlarını daha da kuvvetlendirdiler.

Gamzat Bey'in ölümünden sonra Şamil, müridleri toplayıp Hacı Murat ve Rus Generallerine karşı mücadele etmek için onlarla beraber and içti 1834'te ise Müslüman bilginlerinin, yaşlıların, Koisubu adayı Uzden tanınmışlarının ve dağlık Dağıstan'ın özgür halklarının hazır bulunduğu bir toplantıda imam seçildi.  

 

 

ŞAMİL:

Şamil 1801 veya 1802' de bir Avar Uzden Dağlı Ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Kendisinin gelişiminde önemli bir yeri olan Gazi Muhammed'le beraber büyüdü. Dağlıların en önemli yöneticisi, cesur bir askeri lider, gösteriş1i bir asker ve kanun koyucu, çelik iradeli, zeki ve gerilla savaşlarına lider olabilecek bir kimseydi. Sekreteri, Hacı Ali, Şamil'i şöyle anlatıyordu: ''Şamil, bilgili, dindar, uzak görüşlü, cesur, azimli bir adam olmasının yanında iyi bir binici, iyi bir nişancı, iyi bir yüzücü, iyi bir güreşçi, iyi bir koşucu idi, kısaca onunla kimse yarışamazdı. Gamzat Bey'le beraber iken Dağıstan'ın halkını ve arazisini iyi bir şekilde inceledi. Aklına koyduğu her şeyi yapabilirdi. Kan davalarının ve klan kavgalarının sona ermesinden sonra toplulukları emirlerini yerine getirmeye hazır bir halk haline getirdi. ''Şamil'e olan bağlılık o kadar büyüktü ki Dağlılar ''Şamil'in bir emri ile canlarına kıyabilir, öz babalarına, kardeşlerine, çocuklarına karşı savaşabilirlerdi.” Şamil'in imamlığı 25 yıl devam etti.

Köylü hareketi 1830'lu yıllarda Ermenistan'dan Gürcistan'a tüm Transkafkasya'ya yayılmıştı. 1837'de Ermenistan'ın Savan Gölü bölgesinde büyük bir köylü ayaklanması meydana geldi. isyancılar vergilerin azaltılmasını ve melik[2]lerin kaldırılmasını istiyorlardı. Aynı yıl Kuba bölgesinde müridizmin sloganlarını kullanan başka bir isyan patlak verdi. İsyana zorla toplanan Müslüman süvari alayının Varşova'ya tayin edildiği haberi neden oldu. İsyan hain bir grup bey vasıtasıyla oluşturulan silahlı güç tarafından bastırıldı. Çar'ın birliklerinin baskısı altındaki Şamil, isyancılara yardım edememişti.

Şamil, Dağıstan, Çeçenistan ve İnguş bölgesinin özgür topluluklarını'' Çar Hükümetine karşı yapılan mücadelede yer almaları için ikna etmeye çalışıyordu ve hatta işi kutsal savaşta yer almak istemeyen köyleri toptan yok etmeye kadar götürmüştü. Şamil, otuzlu yılların sonunda çevresindekilerle birlikte dağlık Dağıstan'ın doğal olarak savunmaya oldukça uygun ve takviye edilebilir durumdaki Akhulgo yöresine yerleşti. Rus ordusundan kaçan firarilerin de yardımıyla gerçekleştirilen istihkam sistemiyle zaptedilmez bir kale durumuna getirilen Akhulgo'nun ortasında imam için Avrupa stili iki ev inşa edilmişti. Akhulgo'nun sağlamlığı Çar'ın birliklerince, başarısızlığa uğradıkları bir denemeden geçirildi. Bu durumda Rus Generalleri Şamil'e; ''dağ krallığının yöneticisine'', bir dizi barış önerileriyle yaklaşmak istediler ama Önerilerin hepsi Şamil tarafından reddedildi. Bunun üzerine çok sayıda askeri birlik Akhulgo'nun etrafına yığılmaya başladı. Akhulgo'ya o kadar çok asker getirilmişti ki bu askerlerin çekilmesiyle Karadeniz Hattı güçsüz düşmüştü. Kuşatma altındaki Akhulgo 1839'da ağır bombardıman ateşine tutuldu.

Şamil hemen hemen bütün müridlerini kaybetti. Akhulgo'da akan bu müridlerin kanı binlerce Çar askerinin de hayatına mal olmuştu. Yöreyi iyi bilen Şamil, ikinci bir defa, kendilerini çevreleyen düşman zincirinden kaçmayı başardı.

Halk hikayeleri, Uzdenlerin savunucusu ve Çar Genera1lerinin korkulu rüyası Şamil'i ele geçirilemez bir kişi olarak anlatıyorlardı. Şamil'in Akhulgo'dan kaçışıyla dağlıların bağımsızlık mücadelesinin safhası sona erdi. Bu süre içerisinde, mücadele, gücünü Uzdenlerden alan geniş çaplı bir ulusal hareket haline gelmişti.

Şamil 1839'un Ağustosunda Çar Hükümeti tarafından istila edilen ve Rus yönetiminin ağır boyunduruğu altında bulunan, Çeçenistan'ın dağlık bölgelerine çekildi. Görevli olarak burada bulunan bir maceraperest General Pullo, kendisine karışılmamasından faydalanarak dağlıları kırıp geçirmekteydi. Dağlılar her yıl 20.000 gümüş rublelik dayanılmaz bir vergi ödemek zorundaydılar, birçok yerleşim bölgesi tamamen tahrip edilmişti ve dağlılar silahsızlandırılmışlardı. Bu kötü muameleler Çeçenleri sonu olmayan ayaklanmalara teşvik etti ve bazı köylerde yaşayanlar yalnız bir yıl içinde birkaç kez isyan ettiler.   

 

ŞAMİL’İN PARLAK DEVRİ (1840-1847):

Şamil Çeçenistan'da bir kahraman gibi karşılanmıştı. Etrafında hemen kalabalık bir mürid kitlesi toplandı. Gazavat tekrar başladı. Çar'ın Generallerinin zaman kaybetmeleri ve insiyatifin ellerinden çıkmasına göz yummaları Şamil'e askeri zaferler kazanması için uygun bir ortam sağladı. N.G.Chernyskevsky'e göre 1940 ile 1847 arası hareketin doruğa ulaştığı ve Şamil'in ''parlak devri''ni yaşadığı dönemdir. Akhulgo kuşatmasından sonra Şamil, askeri bir güç, devlet örgütlenmesi, askeri istihkam sistemi olmadan ve düşmana sürekli akınlar düzenlemeden bağımsızlığın kazanılmayacağına inandı. Şamil, otuzlu yılların sonunda Çeçenistan'da harekete geçti. Önce askeri istihkamlar kurdu ve müridlerden oluşan askeri birlikler meydana getirdi, Çar'ın birliklerine saldırdı, onları geri püskürttü ve Çeçenistan'ın önemli bir bölümünü geri aldı. 1940'dan sonra tekrar Dağıstan'daki özgür toplulukların bir kısmının önderi durumuna geldi. Adı yine Tüm Kafkasya'da dillerdeydi. 1840 ve 1846 arasında arka  arkaya parlak zaferler kazandı. Bilhassa, Sunja'ya Valersk'te 1840'da meydana gelen kanlı muharebe en önemlilerinden biridir ve o savaşa katılmış Şair Lermontov tarafından anlatılmıştır. Çar'ın birlikleri tarafından sıkıştırılan Hacı Murat 1940'da, düşman olmalarına rağmen Şamil'e katılmıştı. 1842'de İchkerin'e yapılan Grabbe komutasındaki askeri sevkıyat ve 1845'te Vorontsov'un gerçekleştirmek istediği hücum, başarısızlığa uğratıldı. Şamil Çar'ın birliklerine karşı ciddi başarılar kazanmaktaydı. Rusların askeri istihkamlarının önemli bir bölümü tahrip edildi. Özellikle Çeçenistan'ın dağlık bölgesi olan İchkern'in içlerine yapılan ve başarısızlıkla sonuçlanan sefer en önemlilerinden biriydi; Çar'ın birlikleri dağlıların gerçekleştirdikleri cesur akınlar ve şiddetli hücumlarla dağıtılmış; çok miktarda silah, üniforma ve yiyecek müridlerin eline geçmişti. Çar'ın Generalleri Şamil'in bu parlak zaferi karşısında güvenlerini kaybettiler.

Bu sıralarda Transkafkasya'nın önemli bir kısmı, özellikle Gürcüstan, köylü isyanlarına sahne oluyordu ve bu durum dağlıların Çar yönetimine karşı sürdürdükleri mücadeleye yardım etmekteydi.

Rusya'yı Kafkasya'daki savaşta güçsüz duruma düşürmek isteyen İngiltere ve Fransa kendi mütecaviz fikirleri doğrultusunda Karadeniz sahillerinden dağlılara silah ve askeri, araç gereç yollamaktaydılar. Ama bu yardımlar çok az miktarda gerçekleştiğinden dağlıların çoğu kendi köylerinde ürettikleri silah ve tüfekleri kullanmaktaydılar. İngiltere kendi himayesi altındaki toprakları genişletmek ümidiyle Karadeniz'e silahlı birlikler çıkarttı. İngiltere ve Fransalı casuslar Karadeniz sahillerini dikkatli bir şekilde incelemekteydiler. Fakat Anglo- Fransız müdahalesinin Çerkeslerin mücadelesinde önemli bir yeri yoktu. Çerkesler bu eşit olmayan savaşta bağımsızlıklarını kendi kendilerine savunmaya mecbur bırakılmışlardı ve kazandıkları zaferleri de yalnız kendi kendilerine borçluydular.

Dağlılar kendilerini ormanlık arazide saklamakta ustaydılar. Ve sanki ağaçlar, uçurumlar Rus birliklerine ateş ediyormuş gibiydi. Ağaçları kesip üst üste yığarak kullanışlı barikatlar yapıyor ve arkalarından ateş ediyorlardı. Dağlıların taktikleri Lermontov'un ''Valerik'' adlı şiirinde çok iyi anlatılmıştı. Bu barikatlar düşmanların ilerlemesini durdurmuş ve dağlılara zaman kazandırmıştır. Engels dağlıların zaferlerinin nedenlerini şöyle açıklıyordu: ''Dağlıların bölgelerinin savunmasında temel dayanakları saldırı taktikleridir. Her defasında Rus birlikleri dağ savaşına iyi uyum sağlayamayan İngilizler gibi Kafkasyalılara saldırdılar, bunları yendiler ve köylerini tahrip ettiler. Arkalarında bıraktıkları dağ geçitlerini kaleler zinciriyle tahkim ettiler. Kafkas dağlılarının gücü, onların dağlardan düzlüklere devamlı akınları, Rus mevkilerine ve karakollarına ani atakları, ileri Rus hatlarının gerilerine ani saldırılarına ve kurdukları tuzaklara dayanmaktaydı. Yani Dağlılar Ruslardan daha hafiftiler ve bunun avantajlarından en iyi şekilde faydalandılar. Gerçekte, dağlıların bütün geçici başarılı başkaldırmalarında olduğu gibi bu başarıları da denebilir ki saldırı taktiklerinin ürünüdür.

Şamil 1840-1841 yılları arasında Çeçenistan'ın ve dağlık Dağıstan'ın kuzey bölgesinin önemli bir bölümünün yöneticisiydi ve etkisi Khabardey'e kadar yayılmaktaydı. Savaşabilen on binlerce mürid önemli noktaların savunulması için düzenlenmişti ve bunların çevrelerinde kendilerine dost insanlar yaşamaktaydı. Şamil'in başlıca gücü Çeçenistan'ın ve dağlık Dağıstan'ın kuzey bölgesinin Uzdenlerinden oluşmaktaydı. Batı Kafkasya'daki kuvvetleri ise henüz serfleştirilmemiş Tlfıkotl köylülerinden meydana gelmekteydi.

Şamil, bağımsızlık savaşında geniş halk kitleleri tarafından destekleniyordu ama zengin tabaka, ruhban sınıfı ve tacir-tüccarlar mürid ayaklanmalarında yalnızca zaman zaman yer aldılar geneldeyse kendi özel çıkarlarıyla ilgilendiler.  

 

 

ŞAMİLİN İMAMLIĞININ YÖNETİM SİSTEMİ: 

1840'lı yıllarda mürid hareketinin zaferler kazanması büyük ölçüde Şamil'in imamlık veya devlet düzenine dayandırılabilir. Bu yıllarda imamlık, askeri karakteristikleri net bir şekilde belirlemişti.

Şamil, kontrolü altındaki bölgeyi askeri hedeflerine uygun olarak naiblik adı verilen bölgelere ayırmış, başlarına da imam tarafından atanan vekiller getirilmişti. Bu naibliklerin sayısı sık sık değişmekte idi; ellilerde 82 tane vardı. Naibliklerin başlarında bulunanlara Naib adı verilmekteydi. Bütün Naiblerin eşit görevleri vardı ve yönetimlerini imamdan gelen talimatlara göre uyguluyorlardı. Şamil mürid diye bilinen en yakın arkadaşlarını Naib gruplarının yönetimiyle yükümlü kılmıştı.

Her Naib'in imam'ın emirleri doğrultusunda yetki verdiği, emrine amade hakimleri, alimleri (islam bilginleri), ruhban sınıfı ve savaşçıları vardı. Hakimler, ''düzeni sağlamaya'', anlaşmazlıklara bakmaya, suçluları cezalandırmaya, İmam'ın emir ve dualarını köylerine yaymaya söz vermişlerdi. Davalara, şeriat yani temeli Müslümanlığın kanunları olan, Şamil ve azaları tarafından İmamlık'ın askeri ve siyasi amaçlarına uygun olarak ıslah edilmiş kanunlara göre bakılıyordu. Naiblerin görevleri özel bir kanunla (nizamla) belirlenmişti. Bu kanunlarla her naibin ''şeriatın doğru ve sürekli olarak uygulanması, kabileler arası kavgaları çözümlemesi, ve aralarındaki kan davalarına son verilmesi'' isteniyordu.

Şamil devleti 1845'e kadar Dargı, 1845'ten sonra ise Vedeno köyündeki çok iyi donatılmış evinden yönetti. Şamil'in ikametgahı etrafında bir sürü bina olan, iyi donatılmış bir kaleydi. Düz bir yere inşa edilmişti ve kendisine bağlı seçme birliklerden oluşturulmuş özel muhafızlarla korunmaktaydı. Her Awul'un (köy), en cesur fertlerini Şamil'in muhafızlığı için seçmek gibi bir görevi vardı. Naiblerin toplantıları Şamil'in ikametgahında yapılır, toplantılarda savaşın idaresi tartışılır ve Naiblerin haberleri dinlenirdi. Şamil kanuni sorunların tartışılmasını kendisi idare eder, şikayetleri dinlerdi, bu sırada bir sekreter de Şamil'in danışmanlarının yardımıyla hazırladığı emirlerini yazardı.

Devletin yönetimiyle ilgili karmaşık sorunlar mecliste tartışılırdı. Burada, önce imam sorunu kısaca anlatır ve kendi fikirlerini söylerdi. Fakat üyelerin İmam'ın fikirlerini kabul veya red etme hakları vardı. İmam'ın yalnızca askeri veya taktik hareketlerinde karar verme yetkisi vardı. Sorular mecliste hazırlanan bir sıra dahilinde tartışılırdı. Toplantılarda nihai kararlar verilir ve derhal yerine getirmek için tedbirler ana hatlarıyla saptanırdı. Özellikle askeri sorunların söz konusu olduğu durumlarda Şamil Naibleri toplantıya çağırırdı. Bu toplantılarda tartışılan başlıca sorunlar Çar Hükümetine karşı yürütülen savaş ve müritlerin güçlendirilmesiydi. Böyle toplantılardan özellikle birinin önemli bir yeri vardı. Kayıtlara genellikle 1847 diye geçen ama son yapılan araştırmalar sonucu 1845'ten geç olmadığı anlaşılan ve Andi'de yapılan bu toplantıda Şamil Naiblerin ve halkın daha ne kadar itaat edebileceklerinin ve savunma yapabileceklerinin araştırılmasına karar verilmişti. Toplantıda hazır bulunan üyelerin hepsi Şamil'in isteklerini tam olarak yerine getireceklerine söz verdiler. Toplantıda Şamil herkesin ortak görevlerini ve ihlali durumundaki sorumluluklarını belirtir yazılı bir emir çıkardı. Toplantıda ayrıca Naiblerin yönetimlerini kötüye kullanmaları ve gittikçe artan servetleri sorunu da tartışıldı. Ve naiplerin zengin, mal mülk sahibi olmamalarına, kıskançlık ve zulümden vazgeçmelerine, birbirlerine yardım etmelerine ve hareketlerinin zalimce değil şeriata uygun olmasına karar verildi.

Şamil büyük bir ordu oluşturmuştu. Talimnamesinde askeri birimlerin takviye edilme kuralları da belirtilmişti. Her Naib bütün köylerden her on aileden bir atlı savaşçı almak kaydıyla toplanmış 300'den fazla süvariye sahip olmak zorundaydı. Süvariyi seçme yetkisi ailelerin ileri gelenlerine bırakılmıştı ve diğer dokuz aile idameyle sorumluydu. Bu, Uzdenlerin ağır yüklerinden biriydi ve temelde geniş Uzden kitlesinin omuzlarına yüklenmişti. Düzenli orduya ek olarak yine Naiblerin emrinde köylerdeki 15-50 yaş grubu arasında yer alanlardan teşkil edilmiş milis kuvvetleri de vardı. Bunlardan tüfek atış talimi yapmaları ve iyi birer süvari olmaları istenirdi. Şamil'in ordusunda en önemli görevler bu milisler tarafından yerine getirilirdi. Ayrıca bu orduda Rus ve Polonyalı kaçaklardan oluşturulmuş bir müfreze de vardı.

Şamil'in bütün köylere dağıtılmış halde bulunan birliklerin başlarında kendi komutası altında bulunan subaylar (Naibler ve her 500, 100 ve 10 askerin sorumluları) bulunurdu. Silahlı mürid gücünün çoğu kalelerde yetiştirilmişlerdi. Şamil'in ordusunda milisler de dahil, toplam 40-50 bin civarında yaya ve atlı bulunmaktaydı.

Şamil savaşçılarını paye ve rütbe vererek mükafatlandırırdı. Silah, at, koyun, çeşitli maddeler ve para gibi ödüller de vardı. Korkaklıklar için üniformalara itibardan düştüğünü belirtir bir işaret dikilmesini emretmişti. Örneğin sağ kola bir parça keçe dikilebilirdi. Bu işaretler ilk cesaret belirtisinden sonra sökülürdü. Kaçmak isteyen askerler korkaklıklarından dolayı ya bir çukura koyulur ya da ayaklarından zincire vurulurlardı.

Şamil, küçük çapta bir topçu sınıfı bile meydana getirmişti. Dağlılar 'bin savaşçı'' diye adlandırdıkları topun gücüne büyük hayranlık duyuyorlardı. Kendi toplarını kendileri yapmayı başardılar. Gotsatl'lı Murtaza Ali dökümlerdeki hüneriyle ün kazanmıştı. Toplarda Şamil'in nişanı vardı. Ama bu topların kalitesinin çok düşük olduğu da söylenmeli. Yapılan 50 civarında topun yalnız 12 veya 14'ü kullanılabilir durumdaydı. EI bombaları Ruslardan ele geçirilmişti ama mermiler dağlılar tarafından bakıra, kurşun ve kalay karışımı bir maden takılarak yapılıyordu. Barut Şamil'in düzenlemesiyle çeşitli köylerde yapılıyordu ve hatta Vedeno'da bu amaçla bir fabrika kurulmuştu. Şamil güherçile imalatını teşvik ediyordu. Çok miktarda kükürt üretilmekteydi. Kılıç ve Kamalar güzel tabancaların yapıldığı Çeçenistan ve Dağıstan'daki köylerden sağlanıyordu. Silahların bir kısmı ise Türkiye ve Kırım'dan sağlanmaktaydı. Askeri konularda, kendilerine özel ayrıcalıklar verilmiş, Rus ordusundan kaçan askerlerden büyük ölçüde yardım gördüler. Şamil, askeri devletinde önemli- toplumsal değişiklikler de yaptı. Hanların ve Beylerin eski ayrıcalıklarını kaldırdı. Bu kaldırılan ayrıcalıklar arasında yönetme, yargılama ve vergi koyma hakları da vardı. Bu reformlar Uzdenlerin yükünü şüphesiz hafifletti. Ayrıca köylerde oturan kölelerin özgür kabul edilmesine karar verildi, kölelerin özgürleştirilmesi sonradan tamamlanamadı.

Şamil özellikle Rus Çarlığının tarafını tutan Han ve Beylerle uzun ve yorucu bir savaş içerisine girmişti. Dağıstanlı ve Çeçenistanlı savaşçılar bağımsızlık savaşında Şamil'in liderliği altında iken, Avar bölgesindeki Gazi Kumuk'taki sarayları ve Tarkov Şamhallığını yerle bir etmişlerdi. Bu Hanlıklarda Hanlara verilen tüm ayrıcalıklar Şamil tarafından kaldırıldı. Feodalizmin yenildiği bazı köylerde toprak sahiplerine bağlı Uzdenler özgürleştirildi ve köleler azat edildi. Böyle azat edilmiş köleler yerli halklı aynı oranda vergi vermeye başladılar.

Şamil, imamlıkta bir devlet hazinesi kurdu. Dağıstanlı, Çeçenistanlı bütün kabilelerin bu hazineye zyakyat (gelirlerinin onda biri) ödemeleri istenmişti. Vergilerin düzenli olarak toplanması sağlandı. Şamil, ruhban sınıfının gelirlerine de sınırlamalar getirdi. Camilerin ellerinde bulunan mallar devletleştirildi ve ruhban sınıfına uygun ve sabit bir ücret ödenmeye başlandı. Hazinenin gelir-giderleri Şamil'in sekreteri tarafından kaydedilmekteydi. Devlet hazinesinin yukarıda sözü edilen Zyakyatın dışında başka bir geliri daha vardı. Kharaj denilen bu otlak ve birkaç mesken vergisi her yüz koyun başına bir taneydi ve önceleri Hanlara ödenmekteydi. Khum (savaş ganimetlerinin beşte biri ) Şamil'e yani hazineye verilmekteydi. Para olarak yapılan bütün yardımlar direkt olarak Şamil'in hazinesine giderken, tahıllar Naibler tarafından muhafaza edilir ve İmam'ın talimatlarına uygun olarak dağıtılırdı. Şamil'in devlet hazinesi oluşturması, merkezi bir devletin kurulmasına doğru atılmış somut bir adımdı.

Şamil dağ ticaretinin gelişmesine de ilgi gösterdi ve savaş ortamı olmasına rağmen ticareti geliştirmek için her yola başvurdu. Ticaret merkezlerine ayrıcalıklar ve çeşitli yararlar sağladı. Şamil, kendilerine Devlet hazinesinden para yardımı yapılan tacirler tarafından çok büyük saygı görmekteydi. Şamil dış ticareti de teşvik etti ve imamlığa dışarıdan mal ithal eden tacirlere çeşitli ayrıcalıklar verdi. Zenginlikten doğan ''ahlaki bozukluğa'' karşı mücade1e etti ve gümüş işlemeciliğini, halkın ulusal sorunlarıyla tarımı bir kenara bırakıp bu işle uğraşmaya başlayabilecekleri korkusuyla yasakladı. Dağlıların Ispartalı gibi Müridizm'in kuralları ile birlikte yaşamalarının askeri disiplinin devamını temin edeceğine inanıyordu. Sigara ve şarap içmeleri şarkı söylemeleri ve dans etmeleri müridlere yasaklanmıştı ve yakalananlara ağır cezalar veriliyordu.

Şamil, şeriatın tam olarak uygulanmasını isterken, kabile ve klan ayrılığını yok etmek için heterojen yerel kanunla (abat'la ) da mücadele ediyordu.

Şamil el sanatlarının gelişimini de teşvik ediyordu. Sarayının etrafındaki özel meskenlerde hünerli silahtarlar, demirciler ve marangozlar yaşamaktaydı.

Şamil reformlarına işlerlik kazandırmak için çevresinde ilim ve sanat bilen akıllı adamların olmasını hayal ederdi. Avrupalıların yaşamlarıyla ilgilenirdi ve tesadüfen yaptığı bir görüşmede Fransızları, Macarları ve onların yaşamlarını ve askeri örgütlenmelerini sormuştu. Rusya’nın Avrupada kalan bölgesinde yaşadığı sırada Avrupa teknolojisine büyük ilgi göstermiştir: Gemiler, lokomotifler, dürbünler ve rüzgar değirmenleriyle ilgilenmiş ve hatta St. Isaac Katedralinin kubbesini görebilmek için sarığını çıkarmıştır.   

 

 

ŞAMİLİN YENİLGİSİNİN NEDENLERİ:

Şamil'in yönetim sisteminin dağlıların bağımsızlık savaşlarında özellikle de en hararetli olduğu dönemlerde zaferler kazanmalarına büyük yardımı olmuştur. Ama kırklı yılların sonlarında imamlıkta dağılmalar görülmeye başlandı ve Şamil'in yarı-ataerkil demokrasisinde feodal yöntemlerin canlanmasına doğru eğilimler ortaya çıktı.

Naibler feodal sömürü tarzının yeniden kurulmasını ister bir görüntü sergilemeye başladılar. Savaş süresince mal-mülke, tahıla ve mevkiye sahiptiler. Daha doğrusu bunlar kendi emirleri altındaydı. Naiblerin gücü bu zenginliklerden ve ellerindeki uzdenlerden gelmekteydi. Ve bu, politikalarını da etkiledi. Dini, sivil ve askeri araç-gereçler klan ileri gelenlerinden, ruhban sınıfından, uzden asillerinden ve yaşlılardan oluşan Naiblerin eline geçmişti. Zenginleşen rütbeli uzdenler Şamil'in yönetim sisteminde merkezi bir yer ele geçirmeye teşebbüs ettiler. Naiblerin çoğu Şamil'in emirlerine uymaktan vazgeçtiler, rüşvet aldılar ve halkı soydular. Halk Naiblere karşı ayaklanmaya başladı. Naiblerse ekonomik durumlarını kuvvetlendirdikten sonra Rus Çarlık Hükümetiyle gizli ilişkilere girerek servetlerin korumaya çalıştılar. Çar Hükümetinden ayrıcalıklı durumlarının devamını istiyor, halkı da Şamil hakkında yalanlar uydurarak kandırıyorlardı. Amaçları halkı Şamil'e karşı kışkırtmaktı. Bazı Naibler Şamil'i bırakıp Rus Çarlığı tarafına bile geçtiler. Tüm bunlar olurken Şamil'in oğlu Gazi Muhammed 1847'de Dağıstanlı ileri gelenlerinin yaptıkları bir kongrede imamlığın varisi seçildi. Böylece seçimle gelen imamlık otoritesi, yerini veraset faktörüne bırakmış oldu. Gazi Muhammed'in yönetimi altındaki naibliklerin çayır ve otlaklarında elde edilen yıllık gelirler devlet hazinesine gitmeyip Gazi Muhammed'in şahsi payı olarak kaldı. Toprak bağışları yapıldı.

Önemli miktarda Naib'in açık ihaneti gibi Şamil'in devletinin ekonomik ve askeri kaynaklarının tamamen tükenmesi Çar Hükümetinin istilasına karşı koyan müridlerin gücünün ciddi bir şekilde zayıflamasına yol açtı.

Çar Hükümeti de Şamil'in zayıflamasından faydalanmak için ordusunu hem asker hem de silahla takviye ettikten sonra saldırıya geçti. Hile savaşı artık açık savaş durumuna gelmişti. Rus komutanı bir tüfek menzili genişliğinde kesilen ''dar geçitler sistemine'' başvurdu, böylece dağlıları ormanların doğal koruyuculuğundan mahrum ediyorlardı.

Batı Kafkasya'daki Müridler ise Çar ordusunun doğuya kaydırılmasının avantajından da faydalanarak savaşa devam ettiler. Şamil kuvvetlerini birleştirmek için Kakhetia'ya ve Khaberdey'e akınlar yaparak birçok kez batıya girmeye teşebbüs etti ama bu akınlar başarısızlıkla sonuçlandı ve 1848'in yazında önemli bir Awul olan Gergebil teslim oldu. İmamlığın tarihçisi Muhammed Tagir ''Naibler hayal-i sükuta uğradılar, ümitleri suya düştü, gayretleri, enerjileri ve şevkleri tükendi'' diye yazar. Mürid kampları arasındaki kavgalar her geçen gün biraz daha keskinleşiyordu. Çar Hükümeti, Naiblere ve yaşlılara rüşvet verme siyasetini benimsedi ve Hacı Murat'ın sadakatini açıkça transfer etti. İlisul Sultanı Daniyel, Şamil'e karşı aktif bir hareket başlattı. Müridler zayıfladı. Şamil bütün kuvvetlerini savaşa sürdü; şimdi artık Tabasaran'a bir sefer düzenliyordu. Fakat zafer elden gitmişti. Rus generalleri muhbirleri aracılığıyla Şamil'in kampında olan-biten her şeyden haberdar olmaya başlamışlardı ve her geçen gün azalan, tükenen müridlere karşı yerli birlikler, yeni takviyeler gönderiyorlardı.

Kırım savaşının da sona ermesinden sonra Kafkasya'ya takviye birlikler gönderilmesi olanaklı oldu. Şamil'in ufak birliği Baryatinsky komutasındaki birliklerin oluşturduğu demirden halka ile çepeçevre kuşatılmıştı. 1858'in tamamı ve 1859'un mayısına kadar olan süre içinde General Yevdokimov komutasındaki birlikler Çeçenistan'ı istila ettiler ki Çeçenistan Şamil'in devletinin en zengin tarım bölgesi ve zahire ambarıydı. Şamil'in iyi donatılmış ikametgahı ve müridlerin merkezi durumundaki Vedeno 1 (13) Nisan 1859'daki saldırıyla düştü. Şamil Çar ordularının şiddetli hücumundan önce küçük bir mürid grubuyla geri çekilmiş. Önce Andiya'ya oradan da yüksek bir dağın tepesine, Gunip'e sığınmıştı. Gunip kuşatması 10 (22) Ağustos'tan 25 Ağustos (6 Eylül) 1859'a kadar sürdü. Şamil 300 müridi ve bir topuyla çok iyi donanmış binlerce kişilik Çar ordusuna karşı kendini günlerce savundu. Ama 25 Ağustos'ta, (6 Eylül) Gunip de düştü.

Boryatinsky'nin Çar'a gönderdiği haber Gunip alındı. Şamil yakalandı ve St. Petersburg'a gönderildi'' şeklindeydi. Şamil bir grup muhafızın denetiminde Petersburg'dan Kalugo'ya gönderildi ve 1869'a kadar orada kaldı. 1870'te Çar'ın izniyle Mekke'ye giden Şamil bir yıl sonra almış olduğu ve bir türlü iyileşmeyen yaralardan dolayı öldü. Şamil'in yakalanmasıyla, Kafkasya'nın doğu bölümünün istilası tamamlanmış oldu.  

 

 

1841 GURLA İSYANI:

Dağlılar bağımsızlıkları için mücadele ederlerken Gurla'da bir ayaklanma meydana geldi. Şamil'in parlak zaferler kazandığı döneme, 19. yüzyılın ilk yarısında 1841 'e rastlayan ve Gürcistan’da meydana gelen bu köylü hareketi Gurla köylülerinin isyanıydı.

1841 Gurla isyanı Çarlık Rusya’sının sömürgeci rejiminin ve yerel toprak sahiplerinin baskıları sonucu patlak verdi. İsyanın sebebi, yeni vergi kanunu ile toprak vergilerinin para şeklinde toplanmaya başlamasıydı. Gurla'daki feodal sistem aşırı bir şekilde ağırdı. Gurla serfleri tamamen toprak sahiplerine bağlıydılar. Tiflis'te yaşayanların %22 sinin serf olmasına karşın Gurla'daki köylülerin %63'ü serfti. Gurla, yönetimdeki bağımsızlığını Gürcistan'ın diğer bölümlerine kıyasla daha uzun süre elinde tuttu ve Rus yönetim sisteminin tamamen girdiği ve bölgenin Gürcistan meretia eyaletinin bir parçası durumuna geldiği 1840'ın 10 (22) Nisanına kadar bu böyleydi. Bölgenin kontrolünü bir kere ellerine geçiren Rus Yöneticileri 1841'de düzenli bir nüfus vergisini zorla toplamaya başladılar. Ve bütün eski ödentileri para şeklinde ödenen tek bir vergi şekline getirdiler. Bu değişiklik zaten yerel toprak sahiplerine karşı devamlı artan sorumluluklarından şikayetçi olan Gurla köylüleri üzerinde ters etki yaptı.

1841'ın başlarında Gurla'da çok büyük bir huzursuzluk ve isyanın hazırlık belirtileri vardı. Gizli köy kurultayları teşkil edilmişti, sorumlu kimselere karşı şikayetler yapılmakta ve ''tahrik mektupları'' ortalıkta dolaşmaktaydı. İsyan 22 Mayıs (3 Haziran) 1841'de başladı Ve Ağustosa kadar tüm Gurla'ya yayıldı Rus idari otoritesi tahrip edildi ve toprak sahiplerine karşı misillemeler başladı. Gurla Hükümeti isyancıların eline geçti. Gurlalılar Ozurgeti'deki Gurla idari merkezine, Rus otoritelerine yardım etmek için acele eden Magrelie Prensi Davlani'nin silahlı güçlerini püskürttüler. Çar yönetiminin tahminlerine göre isyancıların sayısi 7000'den fazlaydı. İsyan İmeritia'ya yayıldı. Fazlasıyla rahatsız olan 1. Nikola ''acilen en etkili ve sonuca götüren önlemlerin alınması ve isyancıların bastırılması'' şeklinde emirler yağdırıyordu. Eylül başlarında on topla takviye edilmiş 4000 civarında Çar kuvveti Gurla'ya getirildi. Zekice hazırlanmış bir planla isyancıları yandan sarıp Ozurgeti'ye gelen komutan Argutinsky Dolgoruky Çar'ın birliklerine çok çabuk bir zafer kazandırdı.

Bu sırada yerel asilzadeler Çar'ın yöneticilerine mümkün olan her yolla yardım ediyorlardı. İsyan vahşice bastırıldı. İsyanın liderleri Türkiye'ye kaçtılar, yakalanan 50 kişi divan-ı harbe verildi. Ceza müfrezeleri köyde intikam aldılar. Köylülere eski vergilerini üç gün içinde, günlük vergilerini ise günü gününe ödemeleri ve isyan sırasında tahrip olan köprüleri, yolları ve binaları yeniden onarmaları emredildi.  

 

KUZEY BATI KAFKASYLI DAĞLILARIN BAĞIMSIZLIK MÜCADELELERİ:

Şamil'i yenen Çar Hükümeti tüm güçlerini Kuzey-Batı Kafkasyalıların bastırılmasına yöneltti.

Şamil'in parlak zaferler kazandığı dönemde, Batı Kafkasya'daki Çerkes Kabileleri de cesaretle bağımsızlıklarını savunuyorlardı. Çar Ordusunun alışmadıkları ve dağlık bir arazide savaşmak zorunda kalmalarından doğan avantajları zekice kullanıyorlardı. Batı Kafkasya'daki Çar kuvvetleri istemedikleri şartlarla yüz yüze gelmişlerdi. Deniz tarafından İngiliz ve Fransız kaçak mal gemilerinin saldırılarının, dağlardan ise Çerkes kabilelerinin ani hücumlarının tehdidi altındaydılar. Bir mermiye hedef olma riskini göze almadan kale duvarının dışına çıkmak olanaksızdı. Odun kesmek, sığır beslemek, ot biçmek, sebze yetiştirmek ve mezar kazmak gibi işlemlerin hepsi hayatlarına mal olmaktaydı. Garnizonların ikmali neredeyse yapılamıyordu. Gerekli olan yiyecek ve malzemenin ikmali Azak denizinden ve yalnızca dokuz mavna ile yapılabilmekteydi. Karadeniz sahili hattındaki kalelerde humma ve tifüs gibi hastalıklar baş gösterdi ve ölüm oranı felaket denilebilecek boyutlara ulaştı. Mikrop yüzünden kaybedilenlerin yerini doldurmak için gelen yeni kuvvetler yeterli değildi.

1840'ta dağlılar birçok kale ve istihkam merkezini ele geçirdiler. 2 (14) Nisan 1840'ta Rus komutanının hayret dolu bakışları altında Nikolayev Kalesi düştü. Bundan önce zayıf bir şekilde donatılmış Karadeniz hattı gedik vermişti. Şimdi artık dağlılara si1ah, barut ve demir ikmali yapmak çok kolaydı. 1840 dağlıların Çar Hükümetine karşı sürdürdükleri mücadelede bir zafer yılıydı. Şamil bu avantajlı durumdan faydalanmak isteyip Süleyman Efendi'yi Batı Kafkasya'ya vekil olarak gönderdi ama Süleyman Efendi rüşvet almış bir haindi. Buna rağmen Şamil etkisini Batı Kafkasya'ya kadar genişletme planından vazgeçmedi ve bu amacını gerçekleştirmek için mürid hareketinin önemli bir adamı olan Muhammed Emin'i seçti.  

 

 

ÇERKESLERİN BAĞIMSIZLIK MÜCADELELERİNİN LİDERİ, Muhammed EMİN:

Muhammed Emin, 1818'de Dağıstan'da doğdu. Gençliğinde Koran'ın öğrencisi olduğundan adım adım dolaştığı Kafkasya ve Küçük Asya hakkında çok iyi bilgi sahibiydi. 1836'da Şamil'in müridlerine katıldı. Ve daha sonra Şamil tarafından Batı Kafkasya'daki Kuban ötesi bölgeye Naib atandı. Muhammed Emin Batı Kafkasya'ya varır varmaz Çerkes kabileleri arasında, Çar Hükümetine karşı yürütülen savaş hakkında vaazlar vermeye başladı. Onun öğretileri verimli toprağa düştü.[3] Halkın büyük bir bölümü Çar hükümeti tarafından güçsüz düşürülmüş ve köleleştirilmişti. Ve gazavat bayrağı altında bir isyan başlattılar. Batı Kafkasya'nın zayıfça birleşmiş[4] çok sayıda kabileler arasında, Muhammed Emin bir merkezi devlet sistemi oluşturmakta başarılıydı. Kanunlar çıkartıp tek tip bir yönetim şekli teşkil etti. Ve düzenli bir ordu meydana getirdi. Müslüman din adamları onun emirleriyle halkı gazavat konusunda telkin etmeye çalıştılar. Müridizmi Çerkes kabileleri arasında yerleştirmeye yönelik bir siyaset güden Muhammed Emin, Şamil'in imamlığına birçok yönden benzeyen bir yönetim sistemi oluşturdu. İki topla takviye edilmiş üçyüz “murtazek” savaşçısından oluşan bir muhafız birliğinin savunduğu bir kulede ikamet ediyordu. Muhammed Emin birbiriyle zayıfça birleşmiş Çerkes kabilelerini yönetirken askeri birliklerine güveniyordu. Ordusu Şamil'inkine benzer bir şekilde tanzim edilmişti.

Muhammed Emin'in liderliğindeki dağlılar, Çar Hükümetine karşı yürüttükleri şiddetli savaşta, Rus birlikleri tarafından istila edilen bölgeye yalnız 1849 yılı içerisinde 101 akın düzenlediler. Rus birlikleri Kırım Savaşı sırasında Karadeniz Hattı üzerindeki bütün istihkamlarını, dağlıların baskısıyla geri çekmek zorunda kaldılar. Muhammet Emin de pozisyonunu güçlendirmek için çok sayıda reform yaptı. Askeri fonksiyonları olan “Halk Meclisleri” kurdu. Yönetimi altındaki halkı her biri yüz aileyi içine alan cemaatlara böldü. Bunlar seçilmiş yaşlılar tararından yönetilmekteydi. Her biri bir Müftü ve üç Kadıdan oluşan merkezi idareli dört bölge organize etti. Her Müftü bir bölgenin yönetimindeydi ve onun meclisini oluşturan Kadılar yönetimi ve yargılama gücünü ellerinde tutuyorlardı ve halk tarafından sağlanan atlılardan oluşan bir muhafız alayları vardı. Her bölgede bir cami, bir dini okul, suçluların gözetildiği bir hapishane hakimlerin, idarenin ve savaşçıların ordugahları, bir ambar ve bir ahır vardı.  

Muhammed Emin Tlfekotller veya özgür köylüler tarafından desteklenmekteydi ama başlıca dayanağı özgür olma ümidi taşıyan kölelerdi. Muhammed Emin yönetimde doğru ve adildi, casuslar idam ediliyor, hırsızların elleri kesiliyordu. Naib'in emrine itaat etmeyenler, müridizme karşı gelenler veya Rus Hükümeti tarafını tutanlar yaşına ve cemiyet içerisindeki yerine bakılmaksızın hapse atılıyorlardı.  

Yerli halktan koyun, tahıl veya saman şeklinde vergi ödemeleri istenmişti. Camilerden gazavatı desteklemek için şeriatça karar kılınan dini bir vergi düzenli olarak toplanmaktaydı. Muhammed Emin de Şamil gibi halkı ticarete teşvik ediyordu.

Muhammed Emin Çerkes beylerine şiddetli akınlar düzenledi. Yerel Feodal beyleriyle mücadele etmesindeki amaç bütün Kuban ötesi kabilelerini tek bir birlik altında toplamaktı. Muhammed Emin, Şamil'in Batı Kafkasya'daki Valisi olarak görünmekteydi. Ama gerçekte, Kuban'dan Abhazya'ya kadar olan bölgedeki tüm Çerkeslerin yöneticisiydi. Rus kordonunu yarıp Şamil'le birleşmeyi çok istiyordu ve birkaç kez harekete geçti ama başarılı olamadı. Şamil güçlü olduğu sürece Muhammed Emin de zaferler kazandı ama Şamil'in ele geçirilmesinden sonra Çar'ın orduları tarafından sarıldı. Muhammed Eminin Türkiye Sultanı tarafından tayin olunan yerel prens Sefer Bey'le yaptığı savaş Çerkes kabilelerinin gücünü zayıf1atmıştı. Halk savaşlardan dolayı güçsüz düşmüş, Kafkasya'daki köylerin büyük bir çoğunluğu yağma edilmiş ve ateşe verilmişti. Dağlıların en iyi toprakları ellerinden alınmış, dağlar temizlenmiş ve arazi, gelecekteki Ruslar için hazır duruma getirilmişti.

Muhammed Emin Şamil'in düşmesinden hemen sonra 20 Kasım (2 Aralık) 1959'da kuşatma altına alındı. Fakat bu bile Kafkasya’daki savaşa bir son vermedi. Hemen hemen beş yıl, her yönden kuşatılan dağ kabileleri kahramanca direndikleri Çar'a karşı inatçı bir mücadele sürdürdüler. 1859'dan sonra 70 tabur, bir ağır süvari tümeni, 20 kazak alayı ve 100 top dağlılara karşı yönlendirildi. 60'lı yılların başına kadar Batı Kafkasya ile mücadele sona ermemişti. 1864 yılı ise genellikle Kafkas savaşlarının sona erdiği yıl olarak kabul edilir. Bundan sonra dağlılar topraklarından sürüldüler.  

Savaşlardan sonra Kafkasya'ya sağlam bir şekilde yerleşen Çar Hükümeti sert tedbirler aldı. Bunlar arasında dağlıların Batı Kafkasya'daki yerlerinden tahliye edilmesi de bulunmaktaydı. Dağlılar sığırlarını ve diğer mal-mülklerini çok düşük fiyatlarla sattılar; bir subay 50 kopek (Rus Para birimi Rublenin % 1 'i ) karşılığında 40 koyun alıyordu. Atlar 10 kopek karşılığı satılmaktaydı. Türkiye'ye göç edenlere silahlarını yanlarına almalarına izin verilmemişti, bu yüzden dağlılar silahlarını ederlerinin onda birine sattılar. Bölge terk edilmişti. Öyle ki Tuapse'den Bzybi'ye kadar olan bölgede dağlıların yaşadığı yalnız bir köy kalmıştı. Böylece kanlı ''Kafkasya'nın işgali”, sona ermiş oldu.

Çar Hükümeti Kafkasya'da yerleşim merkezleri kurmaya başladı; 1860 ile 1864 yılları arasında 111 köye 14396 aile yerleştirildi. Çar'ın toprak sahiplerini ve burjuvaziyi gözeten politikası, Rus köylülerini ve Kazakları bu bölgeye yerleştirmek ve böylece süper güç olma heveslerini destekleyen güvenilir bir bölge yaratmaktan ibaretti.



[1] Kuzey–Batı olması lazım, orijinlinden İngilizce’ye çevirisinde bir hata olmalı (Çevirenin notu)
[2] Ermenistan’da ve Azerbaycan’da asil sınıf 
[3] Adıgey’de verimli toprak Tlfelotl sınıfıydı, 19. yüzyılın başlarından beri anti-feodal ve anti-sömürgeci savaşı üstlenen bu sınıf, Muhammed eminin oluşturmaya çalıştığı ulusal devlet için uygun bir zemindi.
[4] Burada “zayıf birlikten” kastedilen 1807’de Kakubatko Şubako tarafından örgütlenme temeli atılan Ulusal And Meclisi –Çile Tharı’o Khase- dir. Başta feodal beylerin egemenliğinde olan bu meclis, Tlfekotl’lerin güçlenmesiyle Tlfekotl ağırlıklı olmuştur. Ulusal And Meclisi zayıf bir birlikti, fakat Adigey kabilelerinin Adige ulusu oluşumuna doğru attıkları büyük bir sosyal adımdı. 
 
Samsun BKD Arşivi Samsun BKD Kütüphane Makale 19. Yüzyılın İkinci Yarısında Kafkas Halkları ve Dağlı Halkların Bağımsızlık mücadelesi