07 MAYIS 2002: Federasyonlaşma Konusunda Derneğimizde Bilgilendirme Toplantısı Yapıldı.

 

07 MAYIS 2002: Kafkas derneklerinin bir üst yapıda (Federasyon-Konfederasyon) bir araya gelmesi konusunda derneğimizin üyelerini bilgilendirme toplantısı yapıldı.

 

 

 

KAMUOYUNA DUYURU

 

ÖNSÖZ

Türkiye Kafkas Diasporası Derneklerinde bir süredir tartışılmakta olan bir üst yapıda (federasyon ve konfederasyon) bir araya gelme” düşüncesi; İstanbul Şamil Vakfı’nda 21 Nisan 2002 tarihinde yapılan ikinci derneklerarası toplantıda[1] bir kez daha görüşüldü. Toplantı sonunda kesin bir  karar alınamadı. Fakat iki farklı görüş ağırlık kazandı.

Birinci görüş, Kafkas derneklerinin Ankara merkez olmak şartıyla, Türkiye çapında tek bir federasyon çatısı altında bir araya gelmeleri isteği idi. İkinci görüş ise, federasyon ve konfederasyon merkezlerini ön şart olarak sunmadan, Türkiye genelinde coğrafi bölge esasına dayanan bölgesel  federasyonlar kurarak,  bir konfederasyon çatısı altında toplanma düşüncesiydi.

Fakat konunun Türkiye derneklerinin tümünde[2] yeterince tartışılıp değerlendirilmediğini, görmekteyiz. Bu yüzden bir üst yapıda bir araya gelme düşüncesinin, Kafkas toplumunun  temel problemlerini ve örgütlenme biçimlerini de kapsayacak bir çerçevede, kamuoyumuzca bir süre daha tartışılmasının[3] daha yararlı olacağı düşüncesindeyiz.

“Bir üst yapıda (federasyon ve konfederasyon) bir araya gelme” düşüncesi, Türkiye  Kafkas diasporası dernekleri için çok önemli bir dönüm noktasıdır. Aceleye getirilerek, uygulamaya geçirilecek projeler  bizleri yanlış yollara sevk edebilir[4]. Bu konunun derneklerimizde ve tüm kamuoyumuzda detaylı bir şekilde, belirli bir süre daha tartışılmasının en sağlıklı yöntem olduğunu düşünüyoruz.

Bizler, dernek yönetimlerimizden aldığımız yetkiye dayanarak, Türkiye Kafkas diasporası derneklerinin üst örgütlenme tartışmalarına katkı sağlamak, yeni açılımlar kazandırmak amacıyla özelde tavrını, “Bölgesel Federasyonlaşma”dan yana koyan  bir çalışma grubu oluşturduk.[5]

Çalışma grubumuz, bölgesel federasyonlaşma için tüm Türkiye çapında bir model hazırlamıştır. Bu modelimizi, tüm derneklerce ve kitle tabanlarınca incelenmesi ve değerlendirilmesi için kamuoyuna sunuyoruz.

 

GİRİŞ :

Günümüz modern toplumları sosyolojik açıdan incelendiğinde, yapılarında çoğulcu[6] ve çeşitlilik[7] içeren bir karakter görülür. Yaşadıkları “Büyük Soykırım ve Sürgün”ün sonucunda farklı coğrafyalara dağılarak, “anavatan ve diaspora” şeklinde iki ana parçaya ayrılmış olan Kafkas toplumu da  bu karaktere sahiptir.

Modern toplumların çoğulcu, çeşitlilik içeren yapısı ile “çağdaş ulus-devlet demokrasileri”[8] arasında çelişkiler  ve uyuşmazlıklar vardır. Bu olumsuzluk; çoğulculuğa ve çeşitliliğe daha fazla saygı gösterme, var olan tüm değerlerin, güzelliklerin korunması ve yaşatılması çabalarıyla aşılmaya çalışılmaktadır. Kafkas toplumunun geleceği de bu eğilim ve yönelimlerin çizeceği yeni perspektifler içerisinde belirlenecektir. 

Toplumumuzun içinde barındırdığı çoğulcu yapı, zengin çeşitlilik; Kafkasya’nın geleceğini oluşturma konusunda temel veri olarak alınmalıdır.

Zaten kendi kültür ve medeniyet dünyamızda tarihi geleneği ve pratiği bulunan, çoğulcu, katılımcı sosyal örgütlenme biçimlerimiz de bu zengin toplumsal yapının eseridir.

Kafkas halklarının 138 yıl önce yaşadığı büyük soykırım ve sürgün sonucu işgal altında kalan anavatan topraklarının ve diasporanın farklı sosyo-kültürel ve politik ortamları, bu toplumsal yapıyı oldukça sarsmış ve dağıtmıştır.

Ama sorunlarımızın çözümü, yine kolektif hafızamızdan geriye kalan, zengin geleneklerimizi ve pratiklerimizi öncelikli kılmak kaydıyla, günümüz dünyasının genel insanlık tecrübesinden kazanmış olduğumuz  değerlerdedir.

Kafkas toplumunun temel problemlerini ve halkımızın varoluş mücadelesini sürdürebilecek örgütlenme biçimlerini, ortaya koyan genel bir çerçeve çizecek olursak, şunlar söylenebilir;

 

Temel Problemlerimiz :

1. Günümüzde, Kafkasyalılar[9] ortak adı ile anılan ve dünya üzerinde yaklaşık 10-12 milyon nüfusa sahip kardeş halklar[10] yakın ve orta gelecekte, sosyolojik anlamda yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu tehlike anavatan için orta, diaspora için ise çok daha kısa vadelidir.[11]

2. Kafkas halkı, yaşadıkları soykırım ve sürgünün  olumsuz etkileri sonucu etno-kültürel çözülmeye ve kolektif hafıza kaybına uğramıştır.

3. Son 100 yıldır gerek anavatan Kafkasya’da gerekse diaspora topraklarında varolma  direncini sürdürmek için çeşitli toplumsal mücadele biçimleri ve örgütlenmeler denenmiş,[12] fakat yeterli sonuç alınamamıştır.

 

Örgütlenme Modellerimize Temel Teşkil Edecek Ölçüler :

Modellerimiz;

1. Kafkasya’da bağımsız bir devlet çatısı altında halkımızın birliğini ve beraberliğini sağlamaya yönelik olmalıdır.

2. Toplumumuzun sosyolojik yapısına uygun olmalıdır.

3. Kendi kültür ve medeniyet dünyamızda tarihsel geleneği ve pratiği bulunan, çoğulcu, katılımcı, otantik toplumsal örgütlenme biçimlerimize uygun olmalıdır.

4. Modern dünyanın herkesçe kabul gören temel değerleriyle barışık ve uyum içinde olmalıdır.

 

Son Dönem Örgütlenme Pratiğimizin İki Ana Eğilimi Vardır:

 

1.  Merkezi Örgütlenme : Kendi kültür ve medeniyet dünyamızda tarihsel geleneği ve pratiği bulunan, çoğulcu, katılımcı toplumsal örgütlenme biçimlerimize ve modern dünyanın herkesçe kabul gören temel değerleriyle barışık ve uyum içinde olmayan totaliter ve otoriter  örgütlenme zihniyeti ve biçimi. Bu model, 50 yıllık dernekçilik tecrübemiz içinde yer alan dernek kadrolarının bir kısmının genel karakteridir. Var olan dernek yapılarının tümüne hakim olmayı hedef olarak belirlemiş olan kişi ve gruplar,  etkileri altındaki dernekler içinde alternatif fikir ve kadroların oluşmasına izin vermediği gibi var olan yapıların haricinde yeni, farklı yapıların ve kadroların ortaya çıkmasını da hiç  kabul etmemektedirler. Bu kadrolar, derneklerin üst birlikteliğinde de benzer tavırlarını sürdürerek, tüm derneklerin kendi  kontrollerinde ve tek merkezli bir federasyon modelinde bir araya gelmesini istemektedirler.

 

2. Çoğulcu Örgütlenme : Kendi kültür ve medeniyet dünyamızda tarihsel geleneği ve pratiği bulunan, çoğulcu, katılımcı toplumsal örgütlenme biçimlerimize ve modern dünyanın herkesçe kabul gören temel değerleriyle barışık ve uyum içinde olan bu model, çoğulcu karakteriyle, tüm tabanı kuşatmayı, toplumumuza mutlaka örgütlü bir yapının kazandırılmasını hedeflemektedir. Bu örgütlenme biçimi; tek merkezli değil, çok merkezli örgütlenme modellerinin geliştirilmesini ister. Toplumun bütün kesimlerinin kuşatılabilmesi için, toplumun farklılık arz eden her kesiminin kendi çatısını oluşturmasını teşvik eder.  Bu model, branşlaşmanın, üretim, kalite ve uzman­lık getireceğini öngördüğü için, derneklerimizin kendilerinin seçtikleri çalışma alanlarında branşlaşmasını ister. Bu  gerçekleşebilirse; bütün yapılar birbirine karşı medeni, adaletli ve insaflı olacaktır. Derneklerimiz, birbirlerine rakipmiş gibi çalışmak yerine, samimi davranıp, ortak işbirliği alanları oluşturabileceklerdir.

Bu modelin örgütlenme felsefesini biraz daha açacak olursak şunları söyleyebiliriz : Kafkas­yalı karakteriyle barışık olmayan, totaliter ve otoriter eğilimli tek merkezci modeller etrafında toplanmak mümkün değildir. Tabanın ilk örgütlenmesinde herkes kendi düşüncesine uygun bir ça­tının altına girmelidir. Bu durum üst birliktelikler öncesi ilk sağlıklı kümeleri oluşturur. Önerdiğimiz çok mer­kezli örgütlenme modeli, halimize en uygun yapılanma şeklidir. Ancak; bu durum farklı mer­kezlerde toplanmış küçük grupların, birbirinden habersiz, faaliyet göstermesi olarak anlaşılmamalıdır. İşin esası, irtibat, işbir­liği ve işbölümüdür.

 

Merkezi Örgütlenme (Tek Merkezli Federasyon) Modeline Neden Karşıyız :

 

1.  Derneklerimiz, üst birliktelikleri taşıyacak, işler hale getirecek kalifiye insan gücü ve maddi kaynaklar açısından yeterli birikime sahip değildir. Buna rağmen üst birliktelik denenmelidir. Ama bu birliktelik kesinlikle  tek merkezli örgütlenme modeli değildir. Çünkü, böyle bir modelde maddi  ve manevi şartları hazır olmayan çevre dernekler merkez gücü elinde tutan üst yönetimin inisiyatifi ve yönlendirmesiyle hareket edeceği için dernekler atıl ve hareketsiz  kalacaktır. Her şeyin merkezden düşünüldüğü ve halledildiği bir model içinde taşra dernekleri daha da hareketsiz bir duruma sürüklenecektir. Bunun tecrübesini ve pratik sonuçlarını mevcut merkez şube ilişkilerinden biliyoruz.

2. Yüz civarındaki derneğin temsilcilerinin sık sık bir araya gelmeleri fiilen  mümkün değildir. Derneklerimizin var olan maddi ve manevi birikimleri ve kadro yapısı buna engeldir.

3. Genel merkezdeki toplantılara çeşitli sebeplerle katılamayan üye derneklerin merkezde alınan kararlara hiçbir etkisi olmayacaktır. Bu şekilde alınan kararların ne kadar sağlıklı olacağı tartışılır.

4. Ekonomik ve coğrafi şartlar sebebiyle bir araya gelmekte zorluk çeken derneklerin; bilgi, birikim ve eğitim açısından birbirlerine sağlayabilecekleri katkılar oldukça sınırlıdır.

5. Çevre derneklerin sık sık  genel merkezle bir araya gelemeyişleri inisiyatiflerini kullanamamalarına sebep olur. Genel merkezdeki toplantılarda yer almış olsalar bile, önceden birlikte hazırlanmamış bir gündeme parmak kaldırmaktan öte bir rolleri olmayacaktır.

6. Olaylar karşısında hızlı karar alma, kararların uygulanması ve koordinasyonun sağlanması  sorunları ortaya çıkacaktır. Tabiatıyla statik bir yapı oluşacaktır.

7. Tüm dünyada, yerel yönetimlerin, sivil inisiyatiflerin ve örgütlenmelerin daha fazla kabul gördüğü ve teşvik edildiği günümüzde, merkezi örgütlenme modelini savunmak çoğulcu ve katılımcı demokratik geleneğe uygun değildir.

8. Merkezi örgütlenme, zihniyeti gereği, derneklerimizin içerisinde var olabilecek statükocu ve dar kadrocu gruplarla işbirliği içinde olur. Toplumumuzun ferdiyetçi, çoğulcu, yapısı ile çelişerek, gerek derneklerin iç yapısında, gerekse derneklerin  kitle tabanlarında huzursuzluklara ve problemlere yol açabilir.

9. Bütün bir toplumun ve onu temsil eden örgütlerin bir merkezden yönetilmesi ve yönlendirilmesi arzusu,  bu projenin tek alternatif olduğunun dayatılması, totaliter/otoriter zihniyetlerin üslubudur.

10. Merkezi örgütlenme, derneklerimiz içinde alternatif fikir ve kadroların oluşmasına izin vermeyecek, ayrıca var olan yapıların haricinde yeni, farklı yapıların ve kadroların ortaya çıkmasını da engellemeye çalışacaktır. Bu da toplumumuzun çoğulcu ve demokrat yapısına ters bir durumdur.

11. Tek bir federasyon çatısı altına toplanma riskli bir modeldir. Üst yapı kurumu, dış etkenlerin ve kurumun üst yönetimine hakim olabilecek “seçkinci” ve “dar kadrocu” kişi ve grupların müdahalesiyle, merkezi ve otoriter bir yapıya dönüşerek, derneklerin tüzel kişiliklerini ve çalışma ilkelerini ve misyonlarını etkileyebilirler.

 

Çok Merkezli (Türkiye Genelinde Bölgesel  Federasyonlar Kurarak  Bir Konfederasyon Çatısında Toplanma) Modelini Neden  Destekliyoruz :

 

1. Birbirlerini yakından tanımaları, geçmişten gelen ortak dernekçilik tecrübelerinin de etkisiyle dernek kadroları, üst ilkelerde rahatlıkla anlaşabilir ve bir araya gelebilirler.

2. Coğrafi yakınlık sebebiyle genel merkezin üye derneklerle yapacağı toplantılara çoğunluğun katılımı daha kolay olacaktır.

3. Bölgesel federasyonlar, atıl ve hareketsiz durumdaki bölge kadrolarını ve bölgelerdeki potansiyel gücü, sorumluluk yükleyerek motive edebilecek ve harekete geçirebilecektir.

4. İletişimin kurulmasında, alınan kararların uygulanması ve derneklerarası koordinasyonun sağlanmasında  daha pratik ve elverişli bir modeldir.

5. Üye derneklerin birbiriyle iletişiminin kolay olması ve ortak karar alma yetenekleri, merkezi örgütün otoriter bir yapıya dönüşme ihtimalini de en aza indirecektir. 

6. Olaylar karşısında hızlı karar alma imkanına sahip olunacaktır. Geçmişten gelen birlikteliklerin ve tecrübelerin de etkisiyle, kararların uygulanmasında ve koordinasyonun sağlanmasında problem yaşanmayacaktır.

7. Bölgesel federasyonlaşma ve konfederasyonda birleşme, Kafkas derneklerinin mevcut iletişimsizliğini ve ideolojik ayrımlara dayalı çatışmalarını azaltarak, ortak bir diyalog ortamı oluşturacaktır.

8. Bölgesel federasyonların birlikteliğinden oluşan konfederasyon çatısı altında, merkezi karar organlarının bir araya gelmesi daha kolaydır. Öncelikle karar alma bakımından yüze yakın dernek temsilcisinin bir araya gelmesine gerek kalmadan beş, altı  ya da daha az federasyon temsilcisi ile karar alınabilecektir.

9. Konfederasyon yapısı, Türkiye içinde ve dışında, temsil bakımından da federasyona göre daha etkili ve güçlü avantajlara  sahiptir.

 

 

 

TÜRKİYE KAFKAS DİASPORASI DERNEKLERİNE TEKLİFİMİZDİR

 

Türkiye Kafkas Diasporası Derneklerinin bir üst yapıda (federasyon ve konfederasyon) bir araya gelme” düşüncesine katkı sağlamak için geliştirdiğimiz modelin ana fikrini ve gerekçelerini yukarıda ayrıntılarıyla açıklamaya çalıştık.

Federasyon merkezlerini ve konfederasyon merkezini ön şart olarak sunmadan, Bölgesel Federasyonlaşma ve Konfederasyon Çatısında Birlik Modeli”nin taslağını aşağıdaki şekliyle görüşlerinize sunuyoruz .

Sizlerin  görüş ve katkılarınızı da bekliyoruz. Eleştirileriniz bizlere güç verecektir.

 

                                                             İlyas ATASOY, Nihat ÖZEV, Orhan DOĞBAY

                                                 Kuzey Anadolu Kafkas Dernekleri Federasyonu

                                         Bölgesel Çalışma Grubu

 

 

 


 


[1] Bu toplantının öncesinde Ankara’da Birleşik Kafkasya Konseyi ve Kaf-Der Genel Merkezi tarafından yapılan ikişer toplantı ve İstanbul’da Şamil Vakfı’nda yapılan bir toplantı daha bulunmaktadır.

[2] Yapılan toplantıların hiçbirisi Türkiye derneklerinin tümünü kapsayıcı olmamıştır.

 Ankara’da yapılan dört toplantı, düzenleyicilerin özel seçtikleri derneklerle yapılmıştır. İstanbul toplantıları için ise tüm Türkiye geneline duyuru yapılmıştır. Ancak  Ankara’da yapılan toplantılarda ön oluşum içerisine giren derneklerin tümü bu toplantılara katılmamıştır. Bunun da sebebi Ankara toplantılarına katılan derneklerin İstanbul toplantılarına kendi başlarına katılmayı düşünmeyip, yetkili kıldıkları heyeti  temsilci göndermeleridir. Bunun sonucunda da iki üç farklı oluşum modelinin tartışıldığı bir atmosferden uzak kalmışlar, Ankara toplantılarında kendilerine sunulan tek modele angaje olmak durumunda kalmışlardır.

[3] Kafkas Vakfı Bülteni’nin 9-10. sayısındaki “Federasyon ve Konfederasyon Tartışmaları Üzerine” adlı bölüm, konunun detaylarıyla tartışıldığı ilk  platform olmuştur.

[4] Kafkas Derneği Genel Merkezi’nin, savunduğu projeyi hayata geçirmek için   çok aceleci davrandığını düşünmekteyiz. Başta genel merkez olmak üzere, şubeleri ve bu birliğe gireceğini vaat eden diğer derneklerin, ne kendi iç yapılarında  ne de kitle tabanlarında bu konuyu ayrıntılarıyla görüşmedikleri, projelerine yapılan tutarlı ve ciddi eleştirileri ise hiç dikkate almadıkları görülmektedir. Birçok derneğin yönetim kurullarına mensup üyelerin dahi aylardan beri tartışılan  bu konudan habersiz oldukları bilinen bir durumdur.

[5] Bölgesel Federasyonlaşma için bir model hazırlayan “Çalışma Grubu”, 21 Nisan 2002 tarihindeki İstanbul toplantısından sonraki süreç içinde, Çarşamba Kafkas Kültür Derneği, Samsun Birleşik Kafkasya Derneği, temsilcileri tarafından oluşturuldu.

[6] Çoğulculuk kamu politikalarının değerlendirilmesiyle ilgili ahlaki ve siyasi bir ilkedir. Bunun özünde, insani iyiler veya değerlerin çok sayıda oldukları ve bunlar arasında herhangi bir anlamlı hiyerarşi kurmanın imkansız olduğu düşüncesi yatmaktadır. Başka bir anlatımla, ahlaki ilkelerin tek bir üstün ilke altında mertebelendirilmesi, böyle bir ilkeye indirgenmeleri mümkün değildir. Çünkü çoğulculuk çeşitli insani iyilerin hepsinin değerli olduğunu ve farklı varlık biçimlerinin eşit saygıyı hak ettiğini kabul eder. (Geniş bilgi için bkz. :Mustafa ERDOĞAN, Çeşitlilik, Çoğulculuk ve Rekabetçi Federalizm.)

[7] Çeşitlilik iki yönlü bir kavramdır. Bir yönüyle o, modern toplumun genellikle türdeş bir bütün oluşturmadığı, aksine farklı bireysel tercihlerin, etnik, kültürel ve dini grupların karakterize ettiği bir tür çoğulluğu yansıttığı gerçeğini ifade eder. Yani burada çeşitlilik olgusal bir duruma işaret etmektedir; dolayısıyla “nötr”dür ve bir değer yargısı içermez. (...) Çeşitliliğin bir de normatif anlamı vardır. Bu anlamda kültürel çeşitlilik bizatihi bir değer olarak görülmektedir. Nitekim, liberal toplumsal-siyasal teori bir kültür içinde farklı hayat tarzlarının varlığını bir değer olarak kabul eder. Kısaca, kültürel çeşitlilik “iyi”, yani arzu-edilir bir şeydir.(...) (Geniş bilgi için bkz. :Mustafa ERDOĞAN, Çeşitlilik, Çoğulculuk ve Rekabetçi Federalizm.)

[8] (Geniş bilgi için bkz. :Mustafa ERDOĞAN, Çeşitlilik, Çoğulculuk ve Rekabetçi Federalizm.)

[9] Kafkasyalı kimliği, gerek anavatanda gerekse diaspora topraklarında yaşayan Kafkasya halklarının üst kimliğidir. Kafkasyalılar terimi; Abhazları, Abazaları, Adigeleri, Ubıhları, Karaçaylıları, Malkarları, Osetleri, Çeçenleri, İnguşları, Avarları, Lezgileri, Lakları, Tabasaranları, Kumukları, v.d. Dağıstan halklarını kapsamaktadır. “Kafkasyalı” terimi aynı amaçla kullanılan “Çerkes” terimine  nazaran daha  elverişli ve pratiktir.

[10] 10-12 milyon nüfus, anavatan ve diasporanın toplamıdır. Bu nüfusun yarısı anavatanda diğer yarısı da diasporada yaşamaktadır. Bu durum halklar bazında ele alındığında ise karşımıza daha değişik bir tablo çıkar.. Örneğin Abhazlar, Abazalar ve Adigelerin dünya üzerindeki nüfuslarının  %25’i anavatanda, % 75’i diasporada yaşamaktadır. Doğu Kafkasya’da yaşayan halklar için ise bu durum tam tersidir.

[11] Çarlık Rusyası’nın ve varislerinin (Sovyetler Birliği ve Rusya Federasyonu) Kafkasyalıları vatanlarından sürerken amaçladıkları hedef de bu idi.  Onları köklerinden koparıp dünyanın dört bir tarafına  savurarak, yavaş yavaş yok olmalarını sağlamak ve yüzyıllık işgal ve soykırım planlarını tamamlamak. Bu bilinçli bir karardı ve Kafkasyalılara karşı sürdürülen savaşın 1864’de bitmediğinin işaretiydi.

[12] Son yüzyıllık Kafkas Örgütlenmeleri : 1. Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti (Çerkes Birleşme ve Yardımlaşma Derneği). 2. Kafkasya Dağlı Halkları Birliği. 3. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti. 4. Kafkasya Dağlıları Halk Partisi. 5. Kafkas Halkları Konfederasyonu. 6. Abhazya ve Çeçenistan Cumhuriyetleri. 7. Dünyadaki Kafkas Diasporası Örgütleri a) Cumhuriyet Dönemi Türkiye Diasporası Kafkas Örgütleri (Dernek, Vakıf ve Komite v.b.). b)Diğerleri

Samsun BKD Arşivi Samsun BKD Seyir defteri 2001 - 2003 Çalışma Dönemi 07 MAYIS 2002: Federasyonlaşma Konusunda Derneğimizde Bilgilendirme Toplantısı Yapıldı.