iki deniz arasında ancak bir devlet olur”[1] prensibi ile Kafkasya’yı dış düşmana karşı örgütlü ve birleşik bir cephe mantığı ile savunan Adige(Kabardey) Prens Kaytuko Arslanbek Birleşik Kafkasya Hareketi’nin ilk kilometre taşlarından birisidir. 

“Ruslarca Kafkasya’nın Solon’u”[2]  kabul edilen büyük düşünür Kazanuko Jabağı’nın yanında yetişen Kaytuko Arslanbek iktidara geldiğinde, bölgede sosyo-politik manzara hiç de iç açıcı değildir. 

…Yönetimde birlik sağlanmamış dini ve idari kuruluşlar gelişmemişti. Kesin hudutları olmamakla beraber, her kabile kendi bölgesinde bir nevi bağımsız olarak yaşıyordu. Dağıstan küçük hanlıklara bölünmüştü. Kabardey, Çeçen Asetin, Karaçay - Balkarların beyleri vardı. Batı Kafkasya’da bulunan özerk bölgelerde ise soylular demokrasisi hüküm sürüyordu. Devlet teşkilatına en yakın yönetim şekli, Kabardey’de bulunuyordu. Kabardey’de iktidar, beşyüzyıldan beri Kral Yınal soyundan gelen prenslerin elindeydi. Prensler, zaman zaman kendi aralarında iktidar için savaştıklarından, ülkenin birlik ve beraberliği bir türlü sağlanamamıştı...”[3] birsir.jpg

Dış düşman tehdidinin her geçen gün daha da çeşitlenerek[4] artığı bir dönemde, Rusların Kafkasya’ya yerleşmek için kurdukları ilk merkez olan Tarki’nin yeniden Kafkasyalıların kontrolüne geçmesi için Dağıstan ve Adige (Kabardey) kuvvetlerince geri alınması (1595),  yine Rusların 1604’de Doğu Kafkasya’da Kızlar, Batı Kafkasya’da Şetkale (Stavropol)’ye saldırısının Dağıstan ve Adige (Kabardey) kuvvetlerince geri püskürtülmesi[5] Kafkasya’ya kısa bir dönem için nefes aldırmıştı.

RUS ŞOVENİZMİ